Cranford — Page 2
Cesur bir süvari gibi onun üzerinde dikiliyordu
Standing over him like a bold dragoon
"Senetinizi vermeniz gerekiyor, Bay Dobson, lütfen"
"You must give me your note, Mr Dobson, if you please"
"Lütfen hanımefendi, beni hemen evlendirmek istiyor"
"Please, ma'am, he wants to marry me off hand"
Miss Matty ve ben hesapları onaylayarak oturduk
Miss Matty and I sat assenting to accounts
Gülümseyen zafer... ve utanç kızarıklıkları
Smiling glory ... and becoming blushes
Miss Matty'yi çağırmaya gittim
I went to call Miss Matty
Bu kitapta kullanılan üç renkli blokların çoğu Graphic Photo-Engraving Co. tarafından yapılmıştır.
Most of the three-colour blocks used in this book have been made by the Graphic Photo-Engraving Co.
Vocabulary
- Standing
- Ayakta durmak, bir yerde dik durmak.
- over
- Bir şeyin üzerinde veya üstünde konumlanmak.
- him
- Erkek bir kişiyi gösteren zamir, 'onu'.
- like
- Bir şeye benzer şekilde; gibi anlamında.
- bold
- Cesur, korkusuz, çekinmeden davranan kişi.
- must
- Bir şeyi yapmak zorunda olmayı ifade eden yardımcı fiil.
- give
- Bir şeyi birine vermek, sunmak.
- note
- Kısa yazılı mesaj veya borç senedi belgesi.
- Mr
- Erkeklere hitap için kullanılan saygı unvanı.
- if
- Koşul bildiren bağlaç, 'eğer' anlamında.
- please
- Rica ederken kullanılan kibarlık ifadesi.
- Please
- Kibarca bir şey istemek için kullanılan ifade.
- ma'am
- Kadınlara saygıyla hitap eden kısaltılmış unvan.
- wants
- Bir şeyi arzu etmek, istemek.
- marry
- Birisiyle evlenmek, nikâh kıymak.
- off
- Bir şeyden uzaklaşmak veya ayrılmak anlamında.
- hand
- İnsan vücudunun el kısmı; el.
- Miss
- Evlenmemiş kadınlara hitap için kullanılan unvan.
- sat
- Oturmak fiilinin geçmiş zaman hali.
- assenting
- Bir fikre ya da öneriye onay vermek, kabul etmek.
- accounts
- Finansal kayıtlar veya hesaplar; anlatım.
- Smiling
- Gülümsemek, yüzde mutluluk ifadesi göstermek.
- glory
- Şeref, ihtişam, büyük başarı veya ün.
- becoming
- Yakışan, uygun düşen; olmaya başlamak.
- blushes
- Utanç ya da mahcubiyetten yüzün kızarması.
- went
- Gitmek fiilinin geçmiş zaman hali, 'gitti'.
- call
- Birini aramak ya da ziyaret etmek.
- Most
- En fazla, büyük çoğunluk anlamında sıfat.
- blocks
- Baskıda kullanılan kalıplar veya bloklar.
- used
- Kullanılmış, daha önce kullanılan.
- book
- İçinde yazılı bilgi bulunan basılı eser, kitap.
- have
- Sahip olmak veya tamamlanmış zaman yardımcısı.
- been
- Olmak fiilinin geçmiş ortacı, 'olunmuş'.
- made
- Yapmak fiilinin geçmiş zaman hali, 'yapılmış'.
- by
- Tarafından; bir işi yapan kişiyi gösteren edat.
- Graphic
- Grafik, görsel tasarım veya resme ilişkin.
Unlock audio playback, vocabulary games, and reading progress tracking.
Create free account →