Enquire within upon everything: The great Victorian-era domestic standby — Page 2
ZAMANIN EKONOMİSİYLE İKİYE KATLANAN HAYAT.
LIFE DOUBLED BY THE ECONOMY OF TIME.
Bu iki eserden her biri ayrı ayrı. 1 şilin 6 peni, ciltli.
Either of these two Works separately. 1s. 6d. cloth.
TÜM MİLLETLERİN OLAĞANÜSTÜ ŞEYLERİ. İki Seri, her biri 2 şilin 6 peni.
WONDERFUL THINGS OF ALL NATIONS. Two Series, each 2s. 6d.
TARİHİ YOL GÖSTERİCİ. 2 şilin 6 peni.
THE HISTORICAL FINGER-POST. 2s. 6d.
AYNI EDİTÖRDEN.
BY THE SAME EDITOR.
BÜYÜK BRİTANYA'DA İLERLEMENİN TARİHİ. İki Seri, her biri 6 şilin.
HISTORY OF PROGRESS IN GREAT BRITAIN. Two Series, each 6s.
İŞTE BU; YA DA SADELİKLE ÖĞRETİM. Ciltli, yaldızlı kenarlar, 3 şilin 6 peni.
THAT'S IT; OR, PLAIN TEACHING. Cloth, gilt edges, 3s. 6d.
DIŞARIDA YÜRÜYÜŞLER VE EVDE AKŞAMLAR. Ciltli, yaldızlı kenarlar, 3 şilin 6 peni.
WALKS ABROAD AND EVENINGS AT HOME. Cloth, gilt edges, 3s. 6d.
NARIN PARMAKLAR İÇİN ZARİF İŞLER. 1 şilin.
ELEGANT WORK FOR DELICATE FINGERS. 1s.
KALEM VE FIRCAYLA BİRLEŞEN FELSEFİ NEŞE. 1 şilin.
PHILOSOPHY AND MIRTH UNITED BY PEN AND PENCIL. 1s.
ESNAF EL KİTABI; YA DA ESNAF REHBERİ. 1 şilin.
HANDY BOOK OF SHOPKEEPING; OR SHOPKEEPER'S GUIDE. 1s.
ŞİLİNLİK KİTCHİNER; YA DA MİLYONLAR İÇİN PİŞİRME SIRLARININ KAYNAĞI. 1 şilin.
SHILLING KITCHINER; OR, ORACLE OF COOKERY FOR THE MILLION. 1s.
EDİTÖRÜN ÖNSÖZÜ.
EDITOR'S PREFACE.
Okuyucularım arasında, "İÇİNDE ARA" kitabının sayfalarını çevirip de bunları karmaşık ve düzensiz bulduğunu acelece ilan edenler varsa, hemen 389. sayfadaki DİZİN'e başvursunlar ve bir daha ses çıkarmasınlar.
If there be any among my Readers who, having turned over the pages of "ENQUIRE WITHIN," have hastily pronounced them to be confused and ill-arranged, let them at once refer to THE INDEX, at page 389*, and for ever hold their peace.
DİZİN, bu cildin sayfalarını dolduran geniş kapsamlı yararlı ipuçları ve tarifler topluluğu için ne ise, REHBER de Londra'daki büyük ev ve insan kalabalığı için odur.
The INDEX is, to the vast congregation of useful hints and receipts that fill the pages of this volume, what the DIRECTORY is to the great aggregation of houses and people in London.
Londra'ya yabancı olan hiç kimse, "BAY SMITH"i sormak için oradan oraya koşmaz.
No one, being a stranger to London, would run about asking for "MR. SMITH."
Ama aradığı kişinin adını ve mesleğini hatırlayarak REHBER'e başvurur ve onu bulup çıkarır.
But, remembering the Christian name and the profession of the individual wanted, he would turn to the DIRECTORY, and trace him out.
Bir ev gibi, "İÇİNDE ARA" kitabındaki her paragrafın bir numarası vardır; DİZİN ise o numarada hangi Gerçeklerin, İpuçlarının ve Talimatların "yaşadığını" açıklayacak olan REHBERdir.
Like a house, every paragraph in "ENQUIRE WITHIN" has its number,--and the INDEX is the DIRECTORY which will explain what Facts, Hints, and Instructions inhabit that number.
Vocabulary
- LIFE
- Bir canlının var olduğu süre; yaşam.
- DOUBLED
- İki katına çıkarılmış, iki kat artmış.
- BY
- Tarafından; bir araç veya yöntem belirtir.
- THE
- Belirli bir şeyi işaret eden tanımlık.
- ECONOMY
- Bir ülkenin mali ve ticari sistemi; tutumluluk.
- OF
- Aitlik veya ilişki bildiren edat.
- TIME
- Geçmişten geleceğe akan süreç; zaman.
- Either
- İkisinden biri; her ikisi de anlamında kullanılır.
- of
- Aitlik veya ilişki bildiren edat.
- these
- Bu (yakındaki şeyleri işaret eden çoğul).
- two
- İki sayısı; 2 adedi.
- Works
- Eserler; kitap veya sanat yapıtları.
- separately
- Ayrı ayrı; birbirinden bağımsız biçimde.
- cloth
- Kumaş; kitap ciltlemesinde kullanılan bez malzeme.
- WONDERFUL
- Harika, şaşırtıcı derecede güzel veya etkileyici.
- THINGS
- Nesneler, olgular veya kavramlar; şeyler.
- ALL
- Tüm, bütün; hiçbirini dışarıda bırakmayan.
- NATIONS
- Milletler; farklı ülke ve topluluklar.
- Two
- İki sayısı; 2 adedi.
- Series
- Dizi; art arda gelen kitap veya yayın grubu.
- each
- Her biri; tek tek her bir öğe.
- HISTORICAL
- Tarihsel; tarihe ait veya tarihle ilgili.
- SAME
- Aynı; değişmemiş, özdeş olan.
- EDITOR
- Editör; bir yayını düzenleyen ve hazırlayan kişi.
- HISTORY
- Tarih; geçmişteki olayların incelenmesi.
- PROGRESS
- İlerleme; gelişme, daha iyi bir duruma geçiş.
- IN
- İçinde; bir yerin içini gösteren edat.
- GREAT
- Büyük, önemli; olağanüstü nitelikte olan.
- BRITAIN
- Büyük Britanya; İngiltere, İskoçya ve Galler'i kapsayan ada.
- THAT'S
- 'That is' kısaltması; 'bu odur' anlamında.
- IT
- O; daha önce bahsedilen nesneye gönderme.
- OR
- Veya; iki seçenekten birini sunan bağlaç.
- PLAIN
- Sade, açık; süssüz ve anlaşılması kolay.
- TEACHING
- Öğretme; bilgi veya beceri aktarma eylemi.
- Cloth
- Kumaş; kitap ciltlemesinde kullanılan bez malzeme.
- edges
- Kenarlar; bir nesnenin dış sınır kısımları.
- WALKS
- Yürüyüşler; yaya olarak yapılan geziler.
- ABROAD
- Yurt dışında; kendi ülkesinin dışında bir yerde.
- AND
- Ve; iki unsuru birbirine bağlayan bağlaç.
- EVENINGS
- Akşamlar; günün geç öğleden sonra saatleri.
- AT
- 'de/da'; yer veya zaman belirten edat.
- HOME
- Ev; kişinin yaşadığı veya ait hissettiği yer.
- ELEGANT
- Zarif; incelikli ve şık görünümlü.
- WORK
- Eser veya iş; emek harcanarak yapılan şey.
- FOR
- İçin; amaç veya faydalanıcıyı gösteren edat.
- DELICATE
- Narin, ince; kırılgan veya hassas yapıda olan.
- FINGERS
- Parmaklar; elin beş uzantısından her biri.
- PHILOSOPHY
- Felsefe; varlık, bilgi ve değerleri inceleyen alan.
- UNITED
- Birleşik; bir araya getirilmiş, ortak amaçlı.
- PEN
- Kalem; yazı yazmak için kullanılan araç.
- PENCIL
- Kurşun kalem; grafit uçlu yazı ve çizim aracı.
- HANDY
- Kullanışlı; elverişli ve kolay kullanılabilen.
- BOOK
- Kitap; sayfalardan oluşan yazılı yayın.
- GUIDE
- Rehber; yol gösteren kişi veya kaynak.
- COOKERY
- Yemek pişirme sanatı; mutfak ve tarif bilgisi.
- MILLION
- Milyon; bir milyar sayısının binde biri.
- EDITOR'S
- Editörün; yayını hazırlayan kişiye ait olan.
- PREFACE
- Önsöz; kitabın başındaki giriş bölümü.
- If
- Eğer; bir koşul bildiren bağlaç.
- there
- Orada; belirli bir yeri gösteren zarf.
- be
- Olmak; var olmayı ifade eden fiil.
- any
- Herhangi bir; belirsiz miktarı ifade eder.
- among
- Arasında; bir grup içinde yer alan.
- my
- Benim; birinci tekil şahsa ait zamir.
- Readers
- Okuyucular; bir metni okuyan kişiler.
- who
- Kim; kişileri soran veya niteleyen zamir.
- having
- Sahip olan; bir şeyi elinde bulunduran.
- turned
- Çevirdi; yön değiştirdi veya sayfayı çevirdi.
- over
- Üzerinden; bir şeyin öte tarafına geçerek.
- the
- Belirli bir şeyi işaret eden tanımlık.
- pages
- Sayfalar; bir kitabın numaralı yüzeyleri.
- ENQUIRE
- Sormak, araştırmak; bilgi edinmek için soru sormak.
- WITHIN
- İçinde; bir sınır veya kapsam dahilinde.
- have
- Sahip olmak; bir şeyi elinde bulundurmak.
- hastily
- Aceleyle; düşünmeden ve çabucak yapılmış biçimde.
- pronounced
- Hükmetti; bir konuda kesin karar verdi.
- them
- Onları; üçüncü çoğul şahsı gösteren zamir.
- to
- 'e/-a'; yön veya amaç bildiren edat.
- confused
- Karmaşık, düzensiz; anlaşılması güç olan.
- and
- Ve; iki unsuru birbirine bağlayan bağlaç.
- let
- İzin vermek; birine bir şey yapmasına olanak tanımak.
- at
- 'de/da'; yer veya zaman belirten edat.
- once
- Bir kez; tek seferlik veya hemen anlamında.
- refer
- Başvurmak; bilgi için bir kaynağa yönelmek.
- INDEX
- Dizin; kitabın sonundaki konu ve sayfa listesi.
- page
- Sayfa; bir kitap veya belgenin yüzeyi.
- for
- İçin; amaç veya faydalanıcıyı gösteren edat.
- ever
- Sonsuza dek; her zaman, hiçbir zaman değişmeden.
- hold
- Tutmak; bir şeyi elinde veya kontrolünde saklamak.
- their
- Onların; üçüncü çoğul şahsa ait zamir.
- peace
- Sessizlik, huzur; gürültüsüz ve sakin durum.
- The
- Belirli bir şeyi işaret eden tanımlık.
- is
- Olmak fiilinin üçüncü tekil çekimi; 'dır/dir'.
- vast
- Geniş, büyük; son derece geniş kapsamlı olan.
- useful
- Faydalı; işe yarayan, pratik değeri olan.
- hints
- İpuçları; dolaylı yoldan verilen yardımcı bilgiler.
- that
- O; uzaktaki şeyi işaret eden zamir veya bağlaç.
- fill
- Doldurmak; bir alanı veya kabı tamamen kaplamak.
- this
- Bu; yakındaki şeyi işaret eden zamir.
- volume
- Cilt; bir kitabın fiziksel bütünü veya serisi.
- what
- Ne; bir şeyi soran soru zamiri.
- DIRECTORY
- Rehber, dizin; adres ve bilgi listesi içeren kitap.
- great
- Büyük, önemli; olağanüstü nitelikte olan.
- houses
- Evler; insanların yaşadığı binalar.
- people
- İnsanlar; bir toplumu oluşturan bireyler.
- in
- İçinde; bir yerin içini gösteren edat.
- London
- Londra; İngiltere'nin başkenti ve en büyük şehri.
- No
- Hayır; olumsuzluk veya ret bildiren sözcük.
- one
- Bir; tekil sayı veya belirsiz kişi zamiri.
- being
- Olmak; var olmayı veya bir durumda bulunmayı ifade eder.
- a
- Bir; belirsiz tanımlık.
- stranger
- Yabancı; bir yeri ya da kişiyi tanımayan biri.
- would
- '-erdi'; koşullu veya alışkanlık bildiren yardımcı fiil.
- run
- Koşmak; hızlı adımlarla hareket etmek.
- about
- Etrafında; bir yerde oradan oraya dolaşarak.
- asking
- Sormak; bilgi edinmek için soru yöneltmek.
- MR
- Bay; evli veya bekar erkeklere kullanılan unvan.
- But
- Ama, fakat; karşıt fikri bağlayan bağlaç.
- remembering
- Hatırlamak; geçmişteki bilgiyi akla getirmek.
- Christian
- Hristiyan; Hristiyanlık dinine ait veya vaftiz adı.
- name
- İsim; bir kişi veya şeyi tanımlayan sözcük.
- profession
- Meslek; kişinin geçimini sağladığı iş alanı.
- individual
- Birey; toplumun tek bir üyesi olan kişi.
- wanted
- İstenen; aranan veya talep edilen kişi ya da şey.
- he
- O; erkek cinsiyeti için üçüncü tekil şahıs zamiri.
- turn
- Dönmek; yön değiştirmek veya sayfayı çevirmek.
- trace
- İzini sürmek; birini veya bir şeyi takip ederek bulmak.
- him
- Onu; erkek için üçüncü tekil şahsın nesne hali.
- out
- Dışarı; bir yerin veya durumun dışında.
- Like
- Gibi; benzerlik bildiren edat.
- house
- Ev; insanların yaşadığı bina veya yapı.
- every
- Her; bir gruptaki tüm öğeleri kapsayan sıfat.
- paragraph
- Paragraf; yazıda bir düşünceyi ele alan bölüm.
- has
- Sahip olmak; üçüncü tekil şahsın 'have' çekimi.
- its
- Onun; cansız veya hayvan için iyelik zamiri.
- number
- Numara, sayı; bir şeyi tanımlamak için verilen rakam.
- which
- Hangi; seçim veya ilgi bildiren zamir.
- will
- '-ecek'; gelecek zaman bildiren yardımcı fiil.
- explain
- Açıklamak; bir konuyu anlaşılır biçimde anlatmak.
- Facts
- Olgular; kanıtlanmış ve doğru olan bilgiler.
- Hints
- İpuçları; dolaylı yoldan verilen yardımcı bilgiler.
- Instructions
- Talimatlar; bir şeyin nasıl yapılacağını anlatan yönergeler.
- inhabit
- İçinde yaşamak; bir yerde ikamet etmek veya bulunmak.
Unlock audio playback, vocabulary games, and reading progress tracking.
Create free account →