← History of the Decline and Fall of the Roman Empire — Volume 1

History of the Decline and Fall of the Roman Empire — Volume 1 — Page 14

Tr → English Full Text Level 9/10

Tüm eserin, yazarın notlarının ve eklemeyi doğru bulduğum notların ikinci kez dikkatli ve düzenli bir şekilde okunması, Gibbon'ın gerçekten hak ettiği eleştirilerin önemini ne kadar abartmış olduğumu bana gösterdi.

A second attentive and regular perusal of the entire work, of the notes of the author, and of those which I had thought it right to subjoin, showed me how much I had exaggerated the importance of the reproaches which Gibbon really deserved.

Aynı hatalarla, belirli konularda aynı taraflılıkla karşılaştım; ancak onun araştırmalarının genişliğine, bilgisinin çeşitliliğine ve her şeyden öte, geçmişi bugünü yargıladığı gibi yargılayan o gerçek anlamda felsefi sezgiye yeterince hak ettiği değeri vermekten çok uzak kalmıştım.

I was struck with the same errors, the same partiality on certain subjects; but I had been far from doing adequate justice to the immensity of his researches, the variety of his knowledge, and above all, to that truly philosophical discrimination which judges the past as it would judge the present.

Bu sezgi, zamanın ölülerin etrafında biriktirdiği sislerle kör olmaya izin vermez ve bu sisler, toga altında da modern kıyafet altında da, senatodan meclislerimize kadar, insanların hâlâ ne iseler o olduklarını görmemizi engeller.

Which does not permit itself to be blinded by the clouds which time gathers around the dead, and which prevent us from seeing that, under the toga, as under the modern dress, in the senate as in our councils, men were what they still are.

Ve olayların on sekiz yüzyıl önce gerçekleştiği, tıpkı bugün gerçekleştiği gibi.

And that events took place eighteen centuries ago, as they take place in our days.

O zaman, kusurlarına rağmen, onun kitabının her zaman soylu bir eser olacağını hissettim ve hatalarını düzelterek, önyargılarıyla mücadele ederken, çok az insanın bir tarih yazarı için gerekli nitelikleri bu denli eksiksiz ve düzenli bir biçimde bir araya getirdiğini kabul etmeyi bırakmamıza gerek olmadığını anladım.

I then felt that his book, in spite of its faults, will always be a noble work—and that we may correct his errors and combat his prejudices, without ceasing to admit that few men have combined, if we are not to say in so high a degree, at least in a manner so complete, and so well regulated, the necessary qualifications for a writer of history.

Vocabulary

second
bir şeyden sonra gelen sıradaki; tekrar etmek
attentive
dikkat ile dinleyen veya gözlemleyen; ilgili
and
iki şeyi birbirine bağlayan bağlaç
regular
düzenli, kurallı, her zaman aynı şekilde tekrarlanan
perusal
dikkatli okuma, inceleme; metni baştan sona okumak
of
aitlik, sahiplik gösteren edat
the
belirli isim tanımı gösteren ilgi adılı
entire
tamamen, hiçbir şey eksik olmayan; bütün
work
yapılan iş, uğraş; kitap, sanat eseri
notes
yazılı kısa notlar; açıklayıcı dipnotlar
author
kitap veya metin yazanı; yazar
those
şu olanlar; o kişi veya şeyler
which
hangisi; neyi; ilişkisel zamir
had
geçmiş zamanında sahip olmak veya yapmak
thought
düşünmek; fikir, görüş; tasarlamak
it
o; bunu; şeyi gösteren zamir
right
doğru, haklı; hak; sağ yön
to
hareket veya yönelim gösteren edat
showed
göstermek; ortaya koymak geçmiş zaman
me
beni; bana; ben gösteren zamir
how
nasıl; ne şekilde; hangi yolla
much
çok; geniş ölçüde; miktarı belirtir
exaggerated
abartılı; gerçekten fazla gösterilmiş
importance
önem; büyüklük; değer; anlamlılık
really
gerçekten; aslında; hakikaten; doğru olarak
deserved
hak etmek; layık olmak geçmiş zaman
was
olmak geçmiş zaman; var olmak
struck
vurmak; etkilemek; çarpıcı geldi geçmiş
with
birlikte; ile; yanında gösteren edat
same
aynı; benzer; değişmeyen; eşit
errors
hata; yanılgı; yanlış; eksiklik
on
üzerinde; konusu; ilgili edat
certain
emin; kesin; belirli; şüphelenilmez
subjects
konu; başlık; ders; temel tema
but
fakat; ancak; ama; bununla beraber
been
olmak; var olmak geçmiş ortacılığı
far
uzak; çok; geniş şekilde; derece
from
dan; dı; kaynağını gösteren edat
doing
yapmak; gerçekleştirmek şimdiki ortacılığı
adequate
yeterli; uygun; layık; kafi
justice
adalet; haklılık; hak; hukuk
his
onun; ona ait; erkek sahiplik zamir
researches
araştırmalar; incelemeler; soruşturmalar çoğul
variety
çeşitlilik; değişkenlik; türlü türlü olma
knowledge
bilgi; bilim; malumat; kültür
above
üstünde; daha; yukarısında gösteren edat
all
tümü; hepsi; bütün; daima
that
o; bu; ki; şey gösteren zamir
truly
gerçekten; doğru biçimde; hakikaten
philosophical
felsefiye ilgili; akıl yürütmeye dayanan
discrimination
ayrım; farklılık; seçiciliğe; yargı gücü
judges
yargıç; hakim; hükümdar; belirlemek
past
geçmiş; eski; bitmiş; zaman
as
gibi; ne zaman; ki; kadar
would
edatı; yapardı; isteyecek; ihtimal
judge
yargılamak; kararlaştırmak; hakim
present
şimdiki; mevcut; sunmak; armağan
Which
hangi; neyi; o hangisi; zamir
does
yapmak; gerçekleştirmek şimdiki zaman
not
değil; yok; olumsuzluk belirtir
permit
izin vermek; müsaade etmek; çok mümkün
itself
kendisi; kendi; öz; şey zamir
be
olmak; var olmak; durumunu belirleme
blinded
kör olmak; görüşü kapamak geçmiş zaman
by
clouds
bulutlar; sisler; kapalılık; belirsizlik
time
zaman; dönem; saat; çağ
gathers
toplaştırmak; bir araya getirmek; toplamak
around
çevresinde; etrafında; yaklaşık; yakın
dead
ölü; merhum; bitmemiş; kesiş
prevent
engellemek; mani olmak; karşı koymak
us
biz; bizim; bize; çoğul zamir
seeing
görmek; görüşme; anlayış şimdiki ortacı
under
altında; aşağısında; yönetiminde edat
← Previous Next →

Unlock audio playback, vocabulary games, and reading progress tracking.

Create free account →