Leviathan — Page 5
Buna rağmen emeğimin genel olarak küçümsendiğini görürseniz, kendinizi mazur göstermekten memnuniyet duyabilir ve şunu söyleyebilirsiniz: Ben kendi fikirlerini seven, söylediklerinin hepsinin doğru olduğunu düşünen, kardeşinize saygı duymuş ve size saygı duyan bir adamım; ve buna dayanarak, bilginiz olmaksızın, olduğum gibi bu unvanı üstlenme cüretinde bulundum.
If notwithstanding this, you find my labour generally decryed, you may be pleased to excuse your selfe, and say that I am a man that love my own opinions, and think all true I say, that I honoured your Brother, and honour you, and have presum'd on that, to assume the Title (without your knowledge) of being, as I am,
Efendim, En mütevazı ve en itaatkâr hizmetkârınız, Thomas Hobbes.
Sir, Your most humble, and most obedient servant, Thomas Hobbes.
Paris, 15/25 Nisan 1651.
Paris APRILL 15/25 1651.
BÖLÜMLERIN İÇERİĞİ
CONTENTS OF THE CHAPTERS
BİRİNCİ KISIM
THE FIRST PART
İNSAN ÜZERİNE
OF MAN
GİRİŞ
INTRODUCTION
1. DUYUM ÜZERİNE
1. OF SENSE
2. HAYAL GÜCÜ ÜZERİNE
2. OF IMAGINATION
3. HAYALLERİN SONUÇLARI VEYA ZİNCİRİ ÜZERİNE
3. OF THE CONSEQUENCES OR TRAIN OF IMAGINATIONS
4. KONUŞMA ÜZERİNE
4. OF SPEECH
5. AKIL VE BİLİM ÜZERİNE
5. OF REASON AND SCIENCE
6. TUTKU OLARAK ADLANDIRILAN İRADELİ HAREKETLERİN İÇ BAŞLANGIÇLARI VE BUNLARIN İFADE EDİLDİĞİ KONUŞMALAR ÜZERİNE
6. OF THE INTERIOUR BEGINNINGS OF VOLUNTARY MOTIONS, COMMONLY CALLED THE PASSIONS; AND THE SPEECHES BY WHICH THEY ARE EXPRESSED
7. DİSKURSUN AMAÇLARI VEYA KARARLARI ÜZERİNE
7. OF THE ENDS OR RESOLUTIONS OF DISCOURSE
8. GENELLIKLE ENTELEKTÜEL OLARAK ADLANDIRILAN ERDEMLERİ VE BUNLARIN ZIT EKSİKLİKLERİ ÜZERİNE
8. OF THE VERTUES, COMMONLY CALLED INTELLECTUALL, AND THEIR CONTRARY DEFECTS
9. BİLGİNİN ÇEŞİTLİ KONULARI ÜZERİNE
9. OF THE SEVERALL SUBJECTS OF KNOWLEDGE
10. GÜÇ, DEĞER, HAYSİYET, ONUR VE LIYAKAT ÜZERİNE
10. OF POWER, WORTH, DIGNITY, HONOUR, AND WORTHINESSE
11. AHLAK FARKLILIKLARI ÜZERİNE
11. OF THE DIFFERENCE OF MANNERS
12. DİN ÜZERİNE
12. OF RELIGION
13. İNSANLIĞIN MUTLULUK VE SEFALETİ BAKIMINDAN DOĞAL DURUMU ÜZERİNE
13. OF THE NATURALL CONDITION OF MANKIND AS CONCERNING THEIR FELICITY AND MISERY
14. BİRİNCİ VE İKİNCİ DOĞAL YASALAR VE SÖZLEŞME ÜZERİNE
14. OF THE FIRST AND SECOND NATURALL LAWES, AND OF CONTRACT
15. DOĞANIN DİĞER YASALARI ÜZERİNE
15. OF OTHER LAWES OF NATURE
16. KİŞİLER, YAZARLAR VE TEMSİL EDİLEN ŞEYLER ÜZERİNE
16. OF PERSONS, AUTHORS, AND THINGS PERSONATED
İKİNCİ KISIM
THE SECOND PART
DEVLET ÜZERİNE
OF COMMON-WEALTH
17. BİR DEVLETİN NEDENLERİ, OLUŞUMU VE TANIMI ÜZERİNE
17. OF THE CAUSES, GENERATION, AND DEFINITION OF A COMMON-WEALTH
18. KURUM ARACILIĞIYLA EGEMENLERİN HAKLARI ÜZERİNE
18. OF THE RIGHTS OF SOVERAIGNES BY INSTITUTION
19. KURUM ARACILIĞIYLA ÇEŞITLI DEVLET TÜRLERİ VE EGEMEN İKTİDARA HALEF OLMA ÜZERİNE
19. OF SEVERALL KINDS OF COMMON-WEALTH BY INSTITUTION; AND OF SUCCESION TO THE SOVERAIGN POWER
20.
20.
Vocabulary
- If
- Eğer; bir koşulu ifade eden bağlaç.
- notwithstanding
- Buna rağmen; bir engele karşın anlamında kullanılır.
- find
- Bulmak; bir şeyi keşfetmek veya fark etmek.
- labour
- Emek, çalışma; bir işe harcanan çaba.
- generally
- Genellikle; çoğu durumda, genel olarak.
- decryed
- Kınanmış, eleştirilmiş; kamuoyu tarafından kötülenmiş.
- pleased
- Memnun, hoşnut; bir şeyden zevk alan.
- excuse
- Affetmek veya mazur görmek; birini hatasından bağışlamak.
- love
- Sevmek veya aşk; derin bir beğeni ya da bağlılık.
- own
- Kendi; birine ait olan şeyi vurgulayan sıfat.
- opinions
- Görüşler, fikirler; kanıtlanmamış kişisel düşünceler.
- honoured
- Onurlandırılmış, saygın; büyük saygı gösterilen.
- honour
- Onur, şeref; saygınlık ve dürüstlük erdemi.
- presum'd
- Cüret etmiş, cesaret etmiş; izinsiz olarak bir şey üstlenmiş.
- assume
- Üstlenmek veya varsaymak; bir rolü almak ya da doğru saymak.
- Title
- Unvan, başlık; bir kişinin adı veya eserin adı.
- without
- Olmaksızın, -siz; bir şeyin yokluğunu ifade eder.
- knowledge
- Bilgi; öğrenme veya deneyimle kazanılan anlayış.
- being
- Olmak, var olmak; varoluş hali veya bir varlık.
- Sir
- Efendi, Bay; resmi hitap veya soyluluk unvanı.
- humble
- Alçakgönüllü; kendini üstün görmeyen, mütevazı.
- obedient
- İtaatkâr; kurallara veya otoriteye uyan.
- servant
- Hizmetkâr; birinin emrinde çalışan kişi.
- CONTENTS
- İçindekiler; bir kitabın bölüm listesi.
- CHAPTERS
- Bölümler; bir kitabın ana kısımları.
- INTRODUCTION
- Giriş; bir eserin başlangıç bölümü.
- SENSE
- Duygu, his; algılama yetisi veya anlam.
- IMAGINATION
- Hayal gücü; zihinsel imgeler oluşturma yeteneği.
- CONSEQUENCES
- Sonuçlar; bir eylemin doğurduğu etkiler.
- TRAIN
- Dizi, zincir; birbirini izleyen düşünceler silsilesi.
- IMAGINATIONS
- Hayal güçleri; zihinsel imgeler veya düşünce zincirleri.
- SPEECH
- Konuşma, söz; dil aracılığıyla iletişim kurma.
- REASON
- Akıl, mantık; düşünme ve çıkarım yapma yetisi.
- SCIENCE
- Bilim; sistematik gözlem ve deneye dayalı bilgi.
- INTERIOUR
- İç; bir şeyin dışarıdan görünmeyen iç kısmı.
- BEGINNINGS
- Başlangıçlar; bir şeyin ilk aşamaları veya kökleri.
- VOLUNTARY
- İsteğe bağlı, gönüllü; özgür irade ile yapılan.
- MOTIONS
- Hareketler; fiziksel ya da zihinsel devimler.
- COMMONLY
- Genellikle, yaygın biçimde; çoğunlukla böyle adlandırılan.
- PASSIONS
- Tutkular, duygular; güçlü hisler ve arzu durumları.
- SPEECHES
- Söylemler, konuşmalar; duyguları ifade eden sözler.
- EXPRESSED
- İfade edilen; söz veya eylemle dışa vurulan.
- ENDS
- Amaçlar, hedefler; ulaşılmak istenen sonuçlar.
- RESOLUTIONS
- Kararlar; kesin bir niyet veya çözüm beyanı.
- DISCOURSE
- Söylem, tartışma; düzenli düşünce veya konuşma biçimi.
- VERTUES
- Erdemler; ahlaki üstünlük ve iyi karakter özellikleri.
- INTELLECTUALL
- Entelektüel; akıl ve düşünceyle ilgili olan.
- CONTRARY
- Zıt, karşıt; bir şeyin tam tersi olan.
- DEFECTS
- Kusurlar, eksiklikler; bir şeyin yetersiz yönleri.
- SEVERALL
- Çeşitli, birkaç; birden fazla ayrı şey.
- SUBJECTS
- Konular veya özne; bir tartışmanın ana unsurları.
- KNOWLEDGE
- Bilgi; deneyim veya öğrenimle elde edilen anlayış.
- POWER
- Güç, iktidar; başkalarını etkileme ya da kontrol etme yetisi.
- WORTH
- Değer; bir şeyin taşıdığı önem veya maddi değer.
- DIGNITY
- Onur, haysiyet; saygınlık ve öz saygı duygusu.
- HONOUR
- Şeref, onur; toplumun tanıdığı saygınlık.
- WORTHINESSE
- Layıklık, değerlilik; bir şeyi hak etme niteliği.
- DIFFERENCE
- Fark; iki şey arasındaki ayrım.
- MANNERS
- Görgü, ahlak; toplumsal davranış ve tutumlar.
- RELIGION
- Din; Tanrı'ya veya kutsal güçlere duyulan inanç sistemi.
- NATURALL
- Doğal; doğadan kaynaklanan, yapay olmayan.
- CONDITION
- Durum, koşul; bir şeyin içinde bulunduğu hal.
- MANKIND
- İnsanlık; tüm insan ırkı.
- CONCERNING
- Hakkında, ilgili olarak; bir konuya dair.
- FELICITY
- Mutluluk, saadet; derin ve kalıcı sevinç hali.
- MISERY
- Sefalet, acı; büyük mutsuzluk veya acı çekme durumu.
- LAWES
- Yasalar; toplumu düzenleyen kurallar bütünü.
- CONTRACT
- Sözleşme; taraflar arasında bağlayıcı anlaşma.
- NATURE
- Doğa veya nitelik; bir şeyin temel özellikleri.
- PERSONS
- Kişiler; belirli birey ya da temsilciler.
- AUTHORS
- Yazarlar veya failler; bir eylemin ya da eserin sorumluları.
- PERSONATED
- Temsil edilen; başka biri adına hareket eden.
- COMMON-WEALTH
- Devlet, cumhuriyet; ortak çıkar için kurulan siyasi topluluk.
- CAUSES
- Nedenler; bir sonucu doğuran etkenler.
- GENERATION
- Oluşum veya nesil; bir şeyin meydana gelmesi.
- DEFINITION
- Tanım; bir kavramın anlamını açıklayan ifade.
- RIGHTS
- Haklar; kişilerin sahip olduğu yasal veya ahlaki yetkiler.
- SOVERAIGNES
- Hükümdarlar; devleti yöneten en yüksek otoriteler.
- INSTITUTION
- Kurum; toplumda belirli işlevleri olan yapılanma.
- KINDS
- Türler, çeşitler; bir kategorinin farklı biçimleri.
- SUCCESION
- Haleflik; bir makamın ya da yetkinin devredilme sırası.
- SOVERAIGN
- Hükümdar; devlette en yüksek otoriteye sahip kişi.
Unlock audio playback, vocabulary games, and reading progress tracking.
Create free account →