McGuffey's Eclectic Primer, Revised Edition — Page 10
Kızlar gölette değil; ama bazılarının zeminde yuvarlanan patenler var.
The girls are not on the pond; but some of them have skates which roll on the floor.
Arabalar ne kadar hızlı gidiyor!
How fast the cars go!
Onları görebiliyor musun?
Can you see them?
Ned ve John çok çalışıyor.
Ned and John are hard at work.
John'un bir testeresi var ve Ned'in bir baltası var.
John has a saw, and Ned has an ax.
Yığında gördüğünüz odunların tamamını kesmeye çalışacaklar.
They will try to cut all of the wood which you see in the pile.
Bunu bir günde yapabileceklerini düşünüyor musun?
Do you think they can do this in one day?
İki kız yürüyüşe çıktı.
Two girls have gone out for a walk.
Mayıs ayı ve hava serin.
It is May, and the air is cool.
Ağaçlarda kuşların şarkı söylediğini ve göldeki kurbağaların sesini duyuyorlar.
They hear the birds sing in the trees, and they hear the noise of the frogs in the pond.
Çalışan erkekleri ve oynayan çocukları görüyorlar.
They see men at work and boys at play.
Bess'in bir arabası ve iki keçisi var.
Bess has a cart and two goats.
Arabasında binmeyi seviyor.
She likes to ride in her cart.
Keçilerin nasıl çektiğine bak!
See how the goats pull!
Bess o kadar büyük ki, tepeyi yürüyerek çıkması gerektiğini düşünüyorum.
Bess is so big, I think she should walk up the hill.
Keçiler Bess'i seviyor, çünkü o onları besliyor ve onlara iyi davranıyor.
The goats love Bess, for she feeds them, and is kind to them.
Vocabulary
- girls
- Kız çocukları veya genç kadınlar.
- pond
- Küçük, durgun su kütlesi; gölet.
- skates
- Buz veya zemin üzerinde kaymak için kullanılan patenler.
- roll
- Dönerek veya tekerleklerle ilerlemek, yuvarlanmak.
- floor
- Bir odanın yürünen alt yüzeyi; zemin, döşeme.
- fast
- Yüksek hızda hareket eden; hızlı.
- cars
- Motorlu kara taşıtları; otomobiller, arabalar.
- hard
- Yoğun çaba harcayarak; sıkı, güç.
- saw
- Ahşap veya metal kesmek için kullanılan dişli alet; testere.
- ax
- Odun kesmek için kullanılan keskin metal alet; balta.
- try
- Bir şeyi yapmaya gayret etmek; denemek, çalışmak.
- cut
- Keskin bir aletle ikiye bölmek; kesmek.
- wood
- Ağaçtan elde edilen sert malzeme; tahta, odun.
- pile
- Üst üste yığılmış nesneler; yığın, istif.
- think
- Zihinsel olarak değerlendirmek; düşünmek, sanmak.
- gone
- Gitmiş, ayrılmış; artık orada olmayan.
- walk
- Adım atarak ilerlemek; yürümek, yürüyüş yapmak.
- May
- Yılın beşinci ayı; Mayıs.
- air
- Soluduğumuz görünmez gaz karışımı; hava.
- cool
- Hafif serin, ılık olmayan; serin, ferah.
- hear
- Sesleri kulakla algılamak; duymak, işitmek.
- birds
- Tüylü, kanatlı, uçabilen hayvanlar; kuşlar.
- sing
- Sesle müzik yapmak; şarkı söylemek.
- trees
- Gövdesi ve dalları olan büyük bitkiler; ağaçlar.
- noise
- Rahatsız edici yüksek ses; gürültü, uğultu.
- frogs
- Suda ve karada yaşayan küçük, sıçrayan hayvanlar; kurbağalar.
- boys
- Erkek çocuklar; oğlanlar.
- cart
- Tekerlekli, elle veya hayvanla çekilen taşıma aracı; el arabası.
- goats
- Süt ve et için yetiştirilen çiftlik hayvanları; keçiler.
- ride
- Bir araç veya hayvan üzerinde yolculuk etmek; binmek.
- pull
- Bir şeyi kendine doğru çekmek; çekmek.
- should
- Öneri veya yükümlülük bildiren yardımcı fiil; -meli, -malı.
- hill
- Dağdan küçük, yüksekçe arazi; tepe, yokuş.
- love
- Birine karşı derin sevgi ve bağlılık duymak.
- feeds
- Bir canlıya yiyecek vermek; beslemek, yedirmek.
- kind
- Başkalarına iyi davranan; nazik, şefkatli, cömert.
Unlock audio playback, vocabulary games, and reading progress tracking.
Create free account →