← Narrative of the Life of Frederick Douglass, an American Slave

Narrative of the Life of Frederick Douglass, an American Slave — Page 9

Tr → English Full Text Level 8/10

Tüm ifadelerinde özünde doğru olduğuna eminim; hiçbir şeyin kötü niyetle yazılmadığına, hiçbir şeyin abartılmadığına, hiçbir şeyin hayal gücünden uydurulmadığına;

I am confident that it is essentially true in all its statements; that nothing has been set down in malice, nothing exaggerated, nothing drawn from the imagination;

gerçeğin gerisinde kaldığına, köleliğin gerçekte nasıl olduğuna dair tek bir olguyu bile olsa abartmak bir yana;

that it comes short of the reality, rather than overstates a single fact in regard to slavery as it is.

Frederick Douglass'ın bir köle olarak yaşadıkları kendine özgü bir deneyim değildi; kaderi özellikle ağır bir kader değildi;

The experience of Frederick Douglass, as a slave, was not a peculiar one; his lot was not especially a hard one;

onun durumu, Maryland'deki kölelere yapılan muameleyi temsil eden oldukça tipik bir örnek olarak değerlendirilebilir;

his case may be regarded as a very fair specimen of the treatment of slaves in Maryland,

bu eyalette kölelerin Georgia, Alabama veya Louisiana'ya kıyasla daha iyi beslendiği ve daha az zalimce muamele gördüğü kabul edilmektedir.

in which State it is conceded that they are better fed and less cruelly treated than in Georgia, Alabama, or Louisiana.

Pek çoğu çok daha fazlasını acı çekti, buna karşın çiftliklerdeki çok az kişi ondan daha az acı çekti.

Many have suffered incomparably more, while very few on the plantations have suffered less, than himself.

Yine de onun durumu ne kadar korkunçtu! bedenine ne denli ağır cezalar uygulandı!

Yet how deplorable was his situation! what terrible chastisements were inflicted upon his person!

zihnine daha da sarsıcı ne vahşetler yapıldı!

what still more shocking outrages were perpetrated upon his mind!

tüm asil gücüne ve yüce özlemlerine karşın, hatta içlerinde İsa Mesih'tekiyle aynı zihnin bulunduğunu ileri sürenler tarafından bile ne denli bir hayvan gibi muamele gördü!

with all his noble powers and sublime aspirations, how like a brute was he treated, even by those professing to have the same mind in them that was in Christ Jesus!

ne korkunç tehlikelere sürekli maruz bırakıldı! en büyük sıkıntılarında bile dostane bir öğüt ve yardımdan ne kadar yoksundu!

to what dreadful liabilities was he continually subjected! how destitute of friendly counsel and aid, even in his greatest extremities!

umudun son ışığını karanlığa gömen ve geleceği korku ile kasvetle dolduran o gece yarısı acısının ağırlığı ne büyüktü!

how heavy was the midnight of woe which shrouded in blackness the last ray of hope, and filled the future with terror and gloom!

Vocabulary

confident
kendine güvenen, emin hisseden, cesur
essentially
esasen, temelde, özünde, esas olarak
true
doğru, gerçek, yanlış olmayan, kesin
statements
ifadeler, açıklamalar, beyannâmeler, söylemler
nothing
hiçbir şey, boşluk, önemsiz şey, sıfır
set
yerleştirmek, koymak, belirlemek, hazırlamak
malice
kin, niyyet, kötü niyet, düşmanlık
exaggerated
abartılı, olduğundan fazla, muğalata yapılmış
drawn
çekilmiş, alınmış, resmedilmiş, çizilmiş
imagination
hayal, fantezi, tasavvur, kuruntu
comes
gelmek fiilinin üçüncü tekil şimdiki zaman hali
short
kısa, yetersiz, az, eksik olan
reality
gerçeklik, hakikat, var olan şey
rather
daha ziyade, epey, tercih ederim, aksine
overstates
abartma, olduğundan fazla söyleme, mübalagalı anlatım
single
tek, bir, bekar, yalnız
fact
gerçek, olay, olgu, kesin bilgi
regard
bakmak, göz etmek, hakkında, dikkat etme
slavery
kölelik, esaret, özgürlüğü elinden alma
experience
tecrübe, yaşantı, deneyim, karşılaştığı olay
slave
köle, esir, tutsak, yapılan işin kölesi
peculiar
garip, tuhaf, özgü, kendine ait özelliği olan
lot
kısmet, çekiliş, arazi parçası, kültü
especially
özellikle, bilhassa, esas olarak, haricen
hard
zor, sert, güç, çetrefil
case
durum, olay, vaka, dava, koşu
may
olabilir, izin ver, belki, şubat ayından sonra
regarded
görülen, ilişkili tutulan, sayılan, mütalaası yapılan
very
çok, oldukça, kat kat, aşırı şekilde
fair
adil, eşit, güzel, uygun, açık hava
specimen
örnek, numune, örneklem, tipik temsil
treatment
muamele, tedavi, işlem, davranış şekli
slaves
köleler, esirler, tutsak kişiler, çoğulu
State
devlet, eyalet, durum, tarz, statü
conceded
kabul etmiş, itiraf etmiş, vermiş, teslim olmuş
better
daha iyi, üstün, yararlı, iyileşme
fed
beslenmiş, yedirilen, bilgilendirilen, iç edilen
less
az, daha az, eksi, eksik
cruelly
k残酷çe, zalimce, acı şekilde, insafsızca
treated
muamele görmüş, tedavi edilmiş, ele alınmış
Many
çok, birçok, pekçok, sayısı fazla
suffered
acı çekmiş, katlanak etmiş, zarar görmüş
incomparably
karşılaştırılamaz şekilde, benzersiz biçimde, kıyaslanmaz oranda
while
zaman, bir süre, halbuki, oysa
few
az, birkaç, sayıca küçük, nadiren
← Previous Next →

Unlock audio playback, vocabulary games, and reading progress tracking.

Create free account →