← Narrative of the Life of Frederick Douglass, an American Slave

Narrative of the Life of Frederick Douglass, an American Slave — Page 13

Tr → English Full Text Level 8/10

Anlatısının ilerleyen bölümlerinde, vahşi iki cinayet vakasından bahseder.

In the course of his Narrative, he relates two instances of murderous cruelty,

Bunlardan ilkinde, bir çiftlik sahibi komşu bir plantasyona ait olan ve balık tutmak amacıyla istemeden onun gururlu arazisine girmiş olan bir köleyi kasıtlı olarak vurmuştur.

in one of which a planter deliberately shot a slave belonging to a neighboring plantation, who had unintentionally gotten within his lordly domain in quest of fish;

Diğerinde ise bir ustabaşı, kanlı bir kırbaçlamadan kaçmak için bir su kenarına sığınan bir kölenin kafasını kurşunla patlatmıştır.

and in the other, an overseer blew out the brains of a slave who had fled to a stream of water to escape a bloody scourging.

Bay Douglass, bu iki vakada da herhangi bir yasal tutuklama ya da yargısal soruşturma yapılmadığını belirtmektedir.

Mr. Douglass states that in neither of these instances was any thing done by way of legal arrest or judicial investigation.

17 Mart 1845 tarihli Baltimore American gazetesi, benzer bir cezasızlıkla işlenen benzer bir vahşet olayını şu şekilde aktarmaktadır:

The Baltimore American, of March 17, 1845, relates a similar case of atrocity, perpetrated with similar impunity—as follows:

"Bir Kölenin Vurulması.

"Shooting a slave.

Bu şehirdeki bir beyefendiye Maryland'ın Charles ilçesinden ulaşan bir mektubun bilgisine dayanarak öğreniyoruz ki;

We learn, upon the authority of a letter from Charles county, Maryland, received by a gentleman of this city,

General Matthews'un yeğeni ve babasının Washington'da bir görev yürüttüğüne inanılan Matthews adlı genç bir adam, babasının çiftliğindeki kölelerden birini kurşunla öldürmüştür.

that a young man, named Matthews, a nephew of General Matthews, and whose father, it is believed, holds an office at Washington, killed one of the slaves upon his father's farm by shooting him.

Mektupta, genç Matthews'un çiftliğin başına bırakıldığı belirtilmektedir; hizmetçiye bir emir vermiş, bu emre itaat edilmemiş, bunun üzerine eve giderek bir tüfek almış ve geri dönerek hizmetçiyi vurmuştur.

The letter states that young Matthews had been left in charge of the farm; that he gave an order to the servant, which was disobeyed, when he proceeded to the house, obtained a gun, and, returning, shot the servant.

Mektubun devamına göre, hemen ardından babasının ikametgâhına kaçmış ve hâlâ orada rahatsız edilmeden kalmaktadır.

He immediately, the letter continues, fled to his father's residence, where he still remains unmolested.

Vocabulary

In
içinde, içerisinde, -da, -de
the
belirli nesne veya kişiyi gösteren tanılı artikel
course
ders, kurs veya seyir, gidiş yolu anlamına gelir
of
aitlik, köken, yapı gösteren ilişki edatı
his
erkek kişiye ait olan, onun sahip olduğu şey
Narrative
anlatı, hikaye, olayların sırayla anlatılması
he
erkek kişi veya hayvan için kullanılan zamir
relates
anlatmak, hikaye etmek, bağlantılı olmak
two
iki sayısı, 1 artı 1 toplamı
instances
örnekler, vakaalar, olayların meydana geldiği durumlar
cruelty
zalimlik, acı verme isteği, insafsızlık
one
bir sayısı, tek bir şey
which
hangi, kim, neyi işaret eden soru ve gösterme zamiri
deliberately
bilinçli olarak, kasten, tasarlayarak yapılan
shot
ateş etmek, vurdu, atış, mermi
slave
köle, özgürlüğü elinden alınmış kişi
belonging
ait olan, sahipliği olan, aidiyeti olan
neighboring
komşu, yakında bulunan, bitişik olan yer
gotten
elde etmek, almak, ulaşmak çekimlenmiş hali
within
içinde, sınırları içerisinde, arasında
domain
alan, bölge, hüküm sürdüğü yer, alan
fish
balık, avlanmak, çıkarmak, arama
other
diğer, başka, biri, öteki
blew
üflemek, esmek, etrafa saçmak, patlamak
brains
beyin, akıl, zeka, kafa
fled
kaçtı, kaçmak geçmiş zaman, firar etmek
stream
akarsu, dere, su akışı, akın
water
su, içilecek ve kullanılacak sıvı
escape
kaçış, kaçmak, kurtulmak, sıyrılmak
bloody
kanlı, kan içinde, şiddetli, berbat
states
devletler, belirtir, söyler, beyan eder
that
o, şu, hangi, onu gösteren zamir
neither
ikisi de değil, hiçbiri, ne biri ne öteki
these
bunlar, şunlar, bu olanlar
was
olmak fiilinin geçmiş zaman tekil hali
any
herhangi, bazı, ne kadar, bir
thing
şey, nesne, olay, durum
done
yapılmış, bitmiş, tamamlanmış, hazır
by
tarafından, ile, yakında, -la vasıta
way
yol, yöntem, şekil, davranış biçimi
legal
yasalara uygun, kanuni, hukuki, yasayla
arrest
tutuklamak, yakalamak, durdurma, tutuklama
investigation
soruşturma, araştırma, inceleme
American
Amerika, Amerikalı, Amerikan vatandaşı
March
mart ayı, yürüyüş, yürümek
similar
benzer, yakın, karşılaştırılabilir, aynı türden
case
durum, olay, kön, dava, vaka
follows
takip etmek, sonra gelmek, anlaşılmak
Shooting
ateş etme, silah çıkarma, vurma, atış
We
biz, biz hepimiz, bizler
learn
öğrenmek, öğretilmek, duyulmak
upon
üzerine, hakkında, yapılması için, -i doğru
← Previous Next →

Unlock audio playback, vocabulary games, and reading progress tracking.

Create free account →