← The Ballad of the White Horse

The Ballad of the White Horse — Page 8

Tr → English BOOK I. THE VISION OF THE KING Level 7/10

O konuşurken bile artık yoktu,

Even as she spoke she was not,

Ve o hiçbir söz söylemedi,

Nor any word said he,

Yalnızca duydu, olduğu yerde hareketsiz dururken,

He only heard, still as he stood

Eski gecenin başını sallayan başlığının altında,

Under the old night's nodding hood,

Deniz halkının ormanı yıkıp geçişini,

The sea-folk breaking down the wood

Denizden gelen yüksek bir gelgit gibi.

Like a high tide from sea.

Yalnızca putperest adamları duydu,

He only heard the heathen men,

Gözleri mavi ve donuk olanları,

Whose eyes are blue and bleak,

Zalim bir şey hakkında şarkı söyleyen,

Singing about some cruel thing

Büyük ve gülümseyen bir kral tarafından yapılmış,

Done by a great and smiling king

Gün ışığında bir güvertede.

In daylight on a deck.

Yalnızca putperest adamları duydu,

He only heard the heathen men,

Gözleri mavi ve kör olanları,

Whose eyes are blue and blind,

Utanç verici şeylerin neler olduğunu söyleyen şarkıları,

Singing what shameful things are done

Güneşli deniz ile güneş arasında yapılan,

Between the sunlit sea and the sun

Kara geride bırakıldığında.

When the land is left behind.

Vocabulary

Even
Bile, dahi; bir durumu vurgular.
as
İken, -dığı sırada; aynı zamanda anlamına gelir.
spoke
Konuştu; speak fiilinin geçmiş zaman hali.
Nor
Ne de; olumsuz cümlelerde ek olumsuzluk bildirir.
any
Hiçbir, herhangi bir; olumsuz bağlamda kullanılır.
still
Hareketsiz, sessizce; kımıldamadan bir yerde durmak.
stood
Durdu, ayakta bekledi; stand fiilinin geçmiş zaman hali.
nodding
Başını sallayan; onay veya uyku hali ifade eder.
hood
Kapüşon; başı ve boynu örten kumaş bölüm.
sea-folk
Deniz halkı; denizle yaşayan insanlar veya yaratıklar.
breaking
Kıran, parçalayan; bir şeyi zorla parçalamak.
tide
Gelgit; deniz suyunun düzenli yükselip alçalması.
heathen
Putperest, kâfir; tek tanrılı dine inanmayan kişi.
Whose
Kimin; bir kişi veya şeyin sahipliğini sorgular.
bleak
Kasvetli, donuk; soğuk ve neşesiz bir görünüm.
cruel
Zalim, acımasız; kasıtlı olarak acı veren.
daylight
Gün ışığı; güneşin aydınlattığı gündüz vakti.
deck
Güverte; geminin üst açık alanı.
blind
Kör; göremez halde olan ya da görmezden gelen.
shameful
Utanç verici; ahlaka aykırı ve onur kırıcı.
sunlit
Güneş ışığıyla aydınlanmış; güneşin vurduğu yer.
left
Geride bırakılmış; leave fiilinin geçmiş zaman hali.
behind
Arkasında, geride; bir şeyin arka tarafında kalmak.
← Previous Next →

Unlock audio playback, vocabulary games, and reading progress tracking.

Create free account →