The Brothers Karamazov — Page 3
Bölüm VI. Smerdyakov ile İlk Görüşme
Chapter VI. The First Interview With Smerdyakov
Bölüm VII. Smerdyakov'a İkinci Ziyaret
Chapter VII. The Second Visit To Smerdyakov
Bölüm VIII. Smerdyakov ile Üçüncü ve Son Görüşme
Chapter VIII. The Third And Last Interview With Smerdyakov
Bölüm IX. Şeytan. İvan'ın Kabusu
Chapter IX. The Devil. Ivan's Nightmare
Bölüm X. "Bunu Söyleyen Oydu"
Chapter X. "It Was He Who Said That"
Kitap XII. Adli Bir Hata
Book XII. A Judicial Error
Bölüm I. O Kader Günü
Chapter I. The Fatal Day
Bölüm II. Tehlikeli Tanıklar
Chapter II. Dangerous Witnesses
Bölüm III. Tıbbi Uzmanlar ve Bir Okka Fındık
Chapter III. The Medical Experts And A Pound Of Nuts
Bölüm IV. Talih Mitya'ya Gülümsüyor
Chapter IV. Fortune Smiles On Mitya
Bölüm V. Ani Bir Felaket
Chapter V. A Sudden Catastrophe
Bölüm VI. Savcının Konuşması. Karakter Tasvirleri
Chapter VI. The Prosecutor's Speech. Sketches Of Character
Bölüm VII. Tarihsel Bir Değerlendirme
Chapter VII. An Historical Survey
Bölüm VIII. Smerdyakov Üzerine Bir İnceleme
Chapter VIII. A Treatise On Smerdyakov
Bölüm IX. Dörtnala Giden Troyka. Savcının Konuşmasının Sonu.
Chapter IX. The Galloping Troika. The End Of The Prosecutor's Speech.
Bölüm X. Savunma Konuşması. Her İki Tarafa da Kesilen Bir Argüman
Chapter X. The Speech For The Defense. An Argument That Cuts Both Ways
Bölüm XI. Para Yoktu. Soygun da Yoktu
Chapter XI. There Was No Money. There Was No Robbery
Bölüm XII. Ve Cinayet de Yoktu
Chapter XII. And There Was No Murder Either
Bölüm XIII. Düşüncelerin Yozlaştırıcısı
Chapter XIII. A Corrupter Of Thought
Bölüm XIV. Köylüler Dimdik Duruyor
Chapter XIV. The Peasants Stand Firm
Son Söz
Epilogue
Bölüm I. Mitya'nın Kaçışı İçin Planlar
Chapter I. Plans For Mitya's Escape
Bölüm II. Bir An İçin Yalan Gerçek Olur
Chapter II. For A Moment The Lie Becomes Truth
Bölüm III. İlyuşa'nın Cenazesi.
Chapter III. Ilusha's Funeral.
Vocabulary
- Chapter
- Bir kitabın numaralandırılmış bölümü.
- The
- Belirli bir şeyi işaret eden İngilizce tanımlık.
- First
- Bir sırada en önde gelen, birinci.
- Interview
- İki kişi arasında gerçekleştirilen resmi görüşme.
- With
- Birlikte, birinin eşliğinde anlamına gelen edat.
- Second
- Sıralamada ikinci olan, birinciden sonra gelen.
- Visit
- Birine veya bir yere yapılan kısa ziyaret.
- To
- Yönelme veya amaç belirten İngilizce edat.
- Third
- Sıralamada üçüncü olan, ikinciden sonra gelen.
- And
- İki şeyi birbirine bağlayan bağlaç, 've' anlamında.
- Last
- Bir sıranın en sonunda yer alan, sonuncu.
- Devil
- Şeytan, kötülüğü temsil eden mitolojik varlık.
- Nightmare
- Uyku sırasında görülen rahatsız edici, korkutucu rüya.
- It
- Cansız varlıklar için kullanılan İngilizce zamiri.
- Was
- 'Olmak' fiilinin geçmiş zaman birinci ve üçüncü tekil hali.
- He
- Erkek bir kişiyi ifade eden İngilizce özne zamiri.
- Who
- Kişilere yönelik soru veya bağıntı zamiri, 'kim'.
- Said
- 'Söylemek' fiilinin geçmiş zaman biçimi, söyledi.
- That
- Uzakta olan şeyi gösteren veya bağlaç görevi gören kelime.
- Book
- İçinde yazı ve bilgi barındıran basılı yayın.
- A
- Belirsiz bir şeyi işaret eden İngilizce tanımlık.
- Judicial
- Mahkeme veya yargı sistemiyle ilgili olan.
- Error
- Yanlışlık, hata; doğru olmayan bir karar veya eylem.
- I
- Bir Romen rakamı veya İngilizce'de 'ben' zamiri.
- Fatal
- Ölümcül veya felaket gibi sonuçlara yol açan.
- Day
- Yirmi dört saatlik zaman dilimi, gün.
- Dangerous
- Zarar veya tehlike yaratma ihtimali yüksek olan.
- Witnesses
- Bir olayı gören veya mahkemede ifade veren kişiler.
- Medical
- Tıp veya sağlık bilimiyle ilgili olan.
- Experts
- Belirli bir alanda derin bilgi sahibi uzman kişiler.
- Pound
- Yaklaşık 453 gram ağırlık birimi; İngiliz para birimi.
- Of
- Aitlik veya ilişki belirten İngilizce edat.
- Nuts
- Yenebilir sert kabuklu tohumlar; fındık, ceviz gibi.
- Fortune
- Şans, kader veya büyük servet anlamına gelen kelime.
- Smiles
- Gülümseme; olumlu bir durumu mecazi olarak ifade eder.
- On
- Üzerinde veya devam etmekte anlamında kullanılan edat.
- Sudden
- Beklenmedik, ani şekilde gerçekleşen.
- Catastrophe
- Büyük yıkım veya felakete yol açan olay.
- Prosecutor's
- Mahkemede suçlamayı üstlenen savcıya ait olan.
- Speech
- Dinleyici önünde yapılan sözlü konuşma veya nutuk.
- Sketches
- Kısa ve özet niteliğindeki taslak veya tasvir çalışmaları.
- Character
- Bir kişinin kişiliği veya bir hikâyedeki roman figürü.
- An
- Sesli harfle başlayan kelimeler için belirsiz tanımlık.
- Historical
- Geçmişe veya tarihe ait olan, tarihsel nitelikte.
- Survey
- Geniş bir konuya genel bakış veya anket çalışması.
- Treatise
- Belirli bir konuyu ayrıntılı inceleyen akademik yazı.
- Galloping
- At veya başka bir şeyin hızla koşması, dörtnala gitmesi.
- Troika
- Üç atlı Rus at arabası; üçlü grup anlamına da gelir.
- End
- Bir şeyin bittiği nokta veya son.
- For
- Amaç veya lehine anlamında kullanılan İngilizce edat.
- Defense
- Mahkemede sanığı savunan taraf veya koruma eylemi.
- Argument
- Bir görüşü desteklemek için sunulan mantıksal gerekçe.
- Cuts
- Kesmek; her iki taraf için de geçerli olmak anlamında kullanılır.
- Both
- İki şeyin her ikisini birden ifade eder.
- Ways
- Yollar veya bir şeyi yapmanın farklı yöntemleri.
- There
- O yerde, şu yerde; bir şeyin varlığını belirten sözcük.
- No
- Olumsuzluk bildiren, yokluk veya ret ifade eden kelime.
- Money
- Alışveriş ve ödeme için kullanılan para.
- Robbery
- Başkasının malını zorla veya tehditle alma, soygun.
- Murder
- Bir insanı kasıtlı olarak öldürme, cinayet.
- Either
- İkisinden biri veya her ikisi anlamında kullanılır.
- Corrupter
- Başkasını ahlaki olarak bozan veya yozlaştıran kişi.
- Thought
- Zihinsel süreç sonucunda oluşan fikir veya düşünce.
- Peasants
- Kırsal alanda tarımla geçimini sağlayan köylü insanlar.
- Stand
- Ayakta durmak veya bir tutumu kararlılıkla sürdürmek.
- Firm
- Sağlam, kararlı; kolayca değişmeyen tutum.
- Epilogue
- Bir eserin ana hikâyesinden sonra gelen kapanış bölümü.
- Plans
- Bir amaca ulaşmak için hazırlanan ayrıntılı tasarılar.
- Escape
- Tehlikeli bir durumdan kaçma veya kurtulma eylemi.
- Moment
- Çok kısa zaman dilimi, an.
- Lie
- Gerçeği söylememek, yalan söylemek veya yalan.
- Becomes
- Bir şeyin dönüşüm geçirerek başka bir hale gelmesi.
- Truth
- Gerçeklik, doğruluk; yalanın karşıtı olan durum.
- Funeral
- Ölen bir kişi için düzenlenen cenaze töreni.
Unlock audio playback, vocabulary games, and reading progress tracking.
Create free account →