← The Complete Works of William Shakespeare

The Complete Works of William Shakespeare — Page 7

Tr → English THE SONNETS Level 9/10

Keşke kendin olsaydın, ama sevgilim, sen artık yalnızca burada yaşadığın sürece kendinsin,

O that you were your self, but love you are No longer yours, than you yourself here live,

Bu yaklaşan sona karşı hazırlanmalısın,

Against this coming end you should prepare,

Ve tatlı görünüşünü başka birine vermelisin.

And your sweet semblance to some other give.

Böylece kirada tuttuğun o güzellik

So should that beauty which you hold in lease

Sona ermez, ve sen

Find no determination, then you were

Kendin öldükten sonra yeniden kendine kavuşursun,

Yourself again after yourself's decease,

Tatlı soyun tatlı biçimini taşıdığında.

When your sweet issue your sweet form should bear.

Kim bu kadar güzel bir evi çürümeye terk eder,

Who lets so fair a house fall to decay,

Ki onurlu bir ev idaresiyle ayakta tutulabilirdi,

Which husbandry in honour might uphold,

Kışın fırtınalı esintilerine karşı

Against the stormy gusts of winter's day

Ve ölümün sonsuk soğuğunun kısır öfkesine karşı?

And barren rage of death's eternal cold?

Ah, yalnızca savurganlar, sevgilim, bilirsin bunu,

O none but unthrifts, dear my love you know,

Bir baban vardı; oğlunun da aynısını söylemesine izin ver.

You had a father, let your son say so.

Yıldızlardan almam hükmümü,

Not from the stars do I my judgement pluck,

Yine de astronomiyi bildiğimi sanırım,

And yet methinks I have astronomy,

Ama iyiyi ya da kötüyü söylemek için değil,

But not to tell of good, or evil luck,

Vebalar, kıtlıklar ya da mevsimlerin niteliği hakkında değil,

Of plagues, of dearths, or seasons' quality,

Kaderi kısa dakikalara da söyleyemem;

Nor can I fortune to brief minutes tell;

Her birine gök gürültüsünü, yağmuru ve rüzgarı göstererek,

Pointing to each his thunder, rain and wind,

Ya da prenslerle ilgili işlerin yolunda gidip gitmeyeceğini,

Or say with princes if it shall go well

Gökyüzünde bulduğum sık kehanetlerle söyleyemem.

By oft predict that I in heaven find.

Ama gözlerinden alırım bilgimi,

But from thine eyes my knowledge I derive,

Ve o sabit yıldızlarda şunu okuyorum:

And constant stars in them I read such art

Gerçek ve güzellik birlikte serpilecek

As truth and beauty shall together thrive

Eğer kendinden vazgeçip çoğalmayı seçersen:

If from thyself, to store thou wouldst convert:

Ya da senin hakkında şunu kehanet ederim,

Or else of thee this I prognosticate,

Sonun, gerçeğin ve güzelliğin yok oluşu ve tarihi olacak.

Thy end is truth's and beauty's doom and date.

Her büyüyen şeyin yalnızca kısa bir an için mükemmellikte kaldığını düşündüğümde.

When I consider everything that grows Holds in perfection but a little moment.

Vocabulary

that
belirtilen şey veya kişi
you
dinleyici veya konuşulan kişi
were
olmak fiilinin geçmiş zamanı
your
sana veya size ait olan
self
kendi ben, kişinin kendisi
but
ancak, fakat, ama
love
sevgi, muhabbetli olmak
are
olmak fiilinin şimdiki zamanı
No
hayır, olumsuz cevap
longer
daha uzun, artık değil
yours
sana ait olan şey
than
karşılaştırma yaparken kullanılan kelime
yourself
kendi kendin, sen/siz
here
bu yer, şu yerde
live
yaşamak, hayatta olmak
Against
karşı, -e karşı olarak
this
bu, şu
coming
gelen, yaklaşan, gelecek
end
son, sonlandırmak
should
yapmalısın, yapması gerekir
prepare
hazırlamak, hazır olmak
And
ve, ile beraber
sweet
tatlı, hoş, güzel
to
için, -e doğru
some
bazı, birkaç, belirli olmayan
other
diğer, başka bir
give
vermek, hediye etmek
So
böylece, o halde, yani
beauty
güzellik, hoş şey
which
hangisi, ki, hangi
hold
tutmak, sahip olmak
in
içinde, -de, -da
Find
bulmak, keşfetmek
no
hayır, hiçbir, yoktur
then
o zaman, sonra, ardından
Yourself
kendi kendin, sen/siz
again
yeniden, bir kez daha
after
sonra, ardından, -den sonra
When
ne zaman, hangi zaman
issue
çıkış, sorun, çocuk, sonuç
form
şekil, biçim, form
bear
taşımak, katlanmak, doğurmak
Who
kim, hangi kişi
lets
izin vermek, bırakmak
so
öyle, bu kadar, bu şekilde
fair
güzel, adaletli, makul
house
ev, hane, konut
fall
düşmek, sonbahar, azalış
Which
hangisi, ki, hangi
honour
şeref, onur, saygı
might
güç, kuvvet, olabilir
the
belirtili artikeli, o, şu
of
-in, -nın, -den, ait
winter
kış, soğuk mevsim
day
gün, günlük ışık
rage
öfke, gazap, şiddet
death
ölüm, sonu, bitim
eternal
sonsuz, ebedi, daima
cold
soğuk, serinlik, üşütme
none
hiçbiri, kimse yok, zerre
dear
sevgili, pahalı, aziz
my
benim, benime ait
know
bilmek, tanımak
You
sen, siz, dinleyici
had
sahip olmak, geçmiş zamanı
father
baba, peder, ata
let
izin vermek, bırakmak
son
oğul, erkek çocuk
say
söylemek, konuşmak, demek
← Previous Next →

Unlock audio playback, vocabulary games, and reading progress tracking.

Create free account →