The Count of Monte Cristo — Page 14
İki kürekçi işlerine koyuldu ve küçük tekne, limanın ağzından Orléans Rıhtımı'na uzanan dar geçidi tıkayan binlerce geminin arasından olabildiğince hızla süzülüp gitti.
The two oarsmen bent to their work, and the little boat glided away as rapidly as possible in the midst of the thousand vessels which choke up the narrow way which leads between the two rows of ships from the mouth of the harbor to the Quai d'Orléans.
Gemi sahibi, gülümseyerek gözleriyle onu takip etti; ta ki onun rıhtıma atlayıp, sabah saat beşten gece dokuzuna kadar insan kaynayan ünlü La Canebière caddesindeki kalabalığın içinde kaybolduğunu görene dek.
The shipowner, smiling, followed him with his eyes until he saw him spring out on the quay and disappear in the midst of the throng, which from five o'clock in the morning until nine o'clock at night, swarms in the famous street of La Canebière,
Bu cadde, modern Foçalıların o denli gururlandığı bir caddedir ki, dünyanın tüm ciddiyetiyle ve söylenenlere bu kadar anlam katan o aksanla şöyle derler: 'Eğer Paris'te La Canebière olsaydı, Paris ikinci bir Marsilya olurdu.'
a street of which the modern Phocéens are so proud that they say with all the gravity in the world, and with that accent which gives so much character to what is said, "If Paris had La Canebière, Paris would be a second Marseilles."
Arkasına döndüğünde, gemi sahibi Danglars'ı, görünürde emir bekler hâlde, ama aslında o da genç denizciye bakıyor olarak gördü; ne var ki böylece Edmond Dantès'in hareketlerini takip eden iki adamın ifadesinde büyük bir fark vardı.
On turning round the owner saw Danglars behind him, apparently awaiting orders, but in reality also watching the young sailor,—but there was a great difference in the expression of the two men who thus followed the movements of Edmond Dantès.
Bölüm 2.
Chapter 2.
Vocabulary
- oarsmen
- Kürek çekerek tekneyi ilerleten kişiler.
- bent
- Bir işe odaklanmış, eğilmiş veya bükülmüş durumda.
- glided
- Sessiz ve düzgün biçimde kaydı, süzüldü.
- rapidly
- Hızla, süratle; çok çabuk bir biçimde.
- midst
- Ortasında; bir şeyin tam merkezinde veya içinde.
- vessels
- Gemiler veya tekneler; su üzerinde seyreden araçlar.
- choke
- Tıkamak, boğmak; bir yeri doldurup geçişi engellemek.
- narrow
- Dar; genişliği az olan yol veya alan.
- rows
- Sıralar; yan yana dizilmiş nesneler veya kişiler.
- harbor
- Liman; gemilerin sığındığı ve demirlediği korunaklı yer.
- shipowner
- Gemi sahibi; ticari gemi veya gemilere sahip kişi.
- spring
- Zıplamak, fırlamak; hızla yukarı veya ileri atlamak.
- quay
- Rıhtım; gemilerin yanaştığı taş veya beton iskele.
- disappear
- Kaybolmak; görünmez hale gelmek, ortadan çekilmek.
- throng
- Kalabalık; yoğun insan kitlesi, izdiham.
- swarms
- Kalabalık gruplar halinde toplanır veya dolaşır.
- proud
- Gururlu; başarısından veya kimliğinden dolayı övünen.
- gravity
- Ağırbaşlılık; ciddiyet, önem ve vakar hissi.
- accent
- Aksanlı konuşma biçimi; bölgesel ses özellikleri.
- character
- Karakter; bir kişinin ya da şeyin belirgin özelliği.
- apparently
- Görünüşe göre; dışarıdan öyle görünen ama belirsiz olan.
- awaiting
- Bekleyen; bir şeyin ya da kişinin gelmesini bekleyen.
- reality
- Gerçeklik; var olan ya da gerçek olan durum.
- sailor
- Denizci; gemide çalışan ya da denizde seyreden kişi.
- difference
- Fark; iki şey arasındaki benzemezlik veya ayrılık.
- expression
- İfade; yüz veya söz yoluyla duygu aktarma biçimi.
- thus
- Böylece; bu nedenle veya bu şekilde anlamında.
- movements
- Hareketler; bir kişinin yaptığı fiziksel yer değişimleri.
Unlock audio playback, vocabulary games, and reading progress tracking.
Create free account →