← The divine comedy

The divine comedy — Page 2

Tr → English CANTO II Level 9/10

Ne Aeneas'ım ben, ne de Pavlus.

not Aeneas I nor Paul.

Kendimi layık görmüyorum, başka kimse de görmez.

Myself I deem not worthy, and none else Will deem me.

Ben, eğer bu yolculuğa çıkarsam, bunun aptallıkla biteceğinden korkarım.

I, if on this voyage then I venture, fear it will in folly end.

Sen ki bilgesin, niyetimi benden daha iyi anlarsın,

Thou, who art wise, better my meaning know'st,

Ben söyleyebileceğimden daha iyi." Daha önce karar verdiğini geri alan biri gibi,

Than I can speak." As one, who unresolves What he hath late resolv'd,

Ve yeni düşüncelerle amacını değiştirerek ilk niyetinden uzaklaşan biri gibi;

and with new thoughts Changes his purpose, from his first intent Remov'd;

Ben de o loş kıyıda tam buydum,

e'en such was I on that dun coast,

İlk başta bu kadar hevesle kucakladığım girişimimi düşünürken ziyan ettim.

Wasting in thought my enterprise, at first So eagerly embrac'd.

"Eğer sözlerini doğru anlıyorsam," diye yanıtladı o yüce gönüllü ruh,

"If right thy words I scan," replied that shade magnanimous,

"Ruhun alçak bir korkuya yenilmiş, bu korku çoğu zaman bir insanı öyle bürür ki,

"Thy soul is by vile fear assail'd, which oft So overcasts a man, that he recoils

En yüce kararından, alacakaranlık karanlığındaki sahte bir hayaletten ürken bir hayvan gibi geri döner.

From noblest resolution, like a beast At some false semblance in the twilight gloom.

Bu korkudan kendini kurtarman için,

That from this terror thou mayst free thyself,

Sana neden geldiğimi ve senin için ilk kez keder duyduğum o anda ne işittiğimi anlatacağım.

I will instruct thee why I came, and what I heard in that same instant, when for thee Grief touch'd me first.

Askıda dinlenenler arasındaydım ki o kadar kutlu ve güzel bir hanım bana emretmemi buyurdu,

I was among the tribe, Who rest suspended, when a dame, so blest And lovely, I besought her to command,

Beni çağırdı; gözleri gündüz yıldızından daha parlaktı;

Call'd me; her eyes were brighter than the star Of day;

Ve o, yumuşak ve nazik sesiyle, meleklere yakışır biçimde ayarlanmış konuşmasıyla şöyle seslendi:

and she with gentle voice and soft Angelically tun'd her speech address'd:

"Ey Mantua'nın nazik ruhu! Şöhreti hâlâ yaşayan ve tabiat var oldukça yaşayacak olan sen!

"O courteous shade of Mantua! thou whose fame Yet lives, and shall live long as nature lasts!

Talihimin değil, bizzat benim dostum olan biri,

A friend, not of my fortune but myself,

Geniş çöldeki yolunda öyle büyük bir engelle karşılaştı ki, korkuyla geri döndü.

On the wide desert in his road has met Hindrance so great, that he through fear has turn'd.

Vocabulary

not
Olumsuz anlamı ifade eden sözcük
nor
Ne...ne de anlamında bağlaç
deem
Birinin hakkında düşünce sahibi olmak
worthy
Layık, değer gören, becerikli
and
İki şeyi birleştiren bağlaç
none
Hiçbiri, kimse yok anlamında
else
Başka, diğer, aksini takip etmek
voyage
Uzun mesafeli yolculuk, deniz seyahati
venture
Risky işe girişmek, yüksek tehlike taşıyan girişim
fear
Korku hissetmek, tehdit altında olmak
folly
Akılsızlık, mantıksız davranış, aptalca iş
end
Son, bitişi, nihayet etmek
wise
Bilge, akıllı, deneyimli kişi veya durumu
better
Daha iyi, üstün, sağlık açısından iyileşmiş
meaning
Anlamı, maksadı, niyet ettiği şey
know
Bilmek, tanımak, farkında olmak
speak
Söylemek, konuşmak, ifade etmek
purpose
Amaç, hedef, niyet edilen şey
intent
Niyet, amaç, kasıt etmek anlamında
coast
Kıyı, sahil, denizle karaya komşu yer
thought
Düşünce, fikir, akla gelen şey
enterprise
Girişim, ticari işletme, becerikli eylem
eagerly
Hevesle, istekle, sabırsızlıkla yapmak şekli
replied
Cevap vermek, karşılık vermek geçmiş zaman
shade
Gölge, karanlık alan, ruh anlamında
magnanimous
Cömert, yüksek ruhlu, hoşgörülü kişi
soul
Ruh, can, insanın iç dünyası
vile
Alçak, kötü, iğrenç, değersiz şey
← Previous Next →

Unlock audio playback, vocabulary games, and reading progress tracking.

Create free account →