← The Expedition of Humphry Clinker

The Expedition of Humphry Clinker — Page 1

Tr → English SIR, Level 8/10

Mektubunuzu posta yoluyla aldım ve Bay Behn adlı arkadaşınıza teslim ettiğim el yazmasını sizinle müzakere etmekten memnuniyet duyarım; ancak önerilen koşulları hiçbir şekilde kabul edemem.

I received yours in course of post, and shall be glad to treat with you for the M.S. which I have delivered to your friend Mr Behn; but can by no means comply with the terms proposed.

Bu işler çok belirsiz -- Yazarlık tamamen bir piyangodur.

Those things are so uncertain--Writing is all a lottery.

Çağın en büyük isimlerinin eserlerinden zararlı çıktım.

I have been a loser by the works of the greatest men of the age.

Ayrıntılardan ve isimlerden söz edebilirdim; ama bunu tercih etmiyorum.

I could mention particulars, and name names; but don't choose it.

Şehrin zevki çok değişken.

The taste of the town is so changeable.

Vocabulary

received
almak, karşılamak, teslim almak anlamına gelen geçmiş zaman fiili
yours
senin, sizin, sana ait olan şey demek
in
içinde, içeri, bir şeyin içerisinde olma durumu
course
elbette, tabii, aynı zamanda yol, kurs anlamına gelir
of
ait olan, aidiyet belirten, bir şeyin parçası demek
post
posta, mektup gönderme ya da görev pozisyonu anlamı
and
ve, iki şeyi birleştiren bağlaç, artı demek
shall
gelecek zaman yardımcı fiili, -ecek, -acak anlamı
be
olmak, bulunmak, var olmak anlamının yardımcı fiili
glad
mutlu, sevinçli, hoş, memnun hissetme durumu
to
için, -e doğru, hareketi gösteren edat
treat
davranmak, muamele etmek, tıbbi tedavi uygulamak
with
ile, birlikte, yanında, eşlik ederek demek
you
sen, siz, sizlere hitap eden ilgi zamiri
for
için, yararına, nedenini gösteren edat
the
belirli şey, o, kendisinden bahsedilen belirli nesne
which
hangi, kim, ne, belirleyici ve ilişkili soru zamiri
have
sahip olmak, elinde bulundurmak, var etmek fiili
delivered
teslim etmek, ulaştırmak, verme işlemini yapan fiil
your
senin, sizin, sana ait olan belirtme sıfatı
friend
arkadaş, dost, yakın tanıdık kişi demek
Mr
Mister, Bay, erkek insanın isminden önceki ünvan
but
ama, fakat, ancak, karşıtlık gösteren bağlaç
can
yapabilmek, olabilmek, yetenekli olmak anlamı
by
tarafından, vasıtasıyla, yanında, yakınında demek
no
hayır, yok, hiç, olumsuzluk gösteren sözcük
means
yol, araç, vasıta, bir amaca ulaşma yöntemi
comply
uyum sağlamak, boyun eğmek, talebe itaat etmek
terms
şartlar, koşullar, anlaşmanın hükümleri demek
proposed
öner, teklif et, öneri sunmak geçmiş zaman fiili
Those
şunlar, o, oradaki şeyler belirleyici zamiri
things
şeyler, nesneler, olaylar, meseleler genel adı
are
olmak, var olmak fiilinin üçüncü şahıs çoğul
so
öylesine, bu kadar, o derece, bu şekilde demek
uncertain
belirsiz, kararsız, emin olmayan, şüpheli durum
Writing
yazı, yazma işlemi, yazılı metin oluşturma
is
olmak, bulunmak fiilinin tekil şahıs hali
all
hepsi, tümü, bütün, tamamen demek
lottery
piyango, kura, şans oyunu, talih meselesi
been
olmak fiilinin geçmiş ortacığı, olmuş demek
loser
kaybeden, başarısız olan, zarara uğrayan kimse
works
eserler, yapıtlar, çalışmalar, işler anlamı
greatest
en büyük, en önemli, en ünlü, en harika
men
erkekler, insanlar, adamlar çoğul sayı hali
age
yaş, çağ, devir, bir dönemin zaman periyodu
could
yapabilmek, olabilmek geçmiş zaman koşul kipi
mention
anmak, söz etmek, bahsetmek fiili
particulars
ayrıntılar, özellikler, detaylar, belirli açıklamalar
name
isim, ad, tanınmış olmak, ün, şöhret
names
isimler, adlar, kişi veya yer adları çoğulu
don
giyinmek, üzerine koymak, kıyafet giyim fiili
choose
seçmek, tercih etmek, aralarından bir tanesini almak
it
o, onu, onun, nesnelere işaret eden zamiri
taste
zevk, tat alma duyusu, estetik tercih begeni
town
şehir, kasaba, kent, yerleşim yeri demek
changeable
değişebilir, değişken, değişime açık, kararsız yapı
← Previous Next →

Unlock audio playback, vocabulary games, and reading progress tracking.

Create free account →