The Expedition of Humphry Clinker — Page 2
Onun hiçbir teslimiyetini istemiyorum, parasından da bir kuruş kabul etmeyeceğim.
I want none of his submissions, neither will I pocket any of his money.
Herif kötü bir komşu ve onunla hiçbir işim olmasını istemiyorum:
The fellow is a bad neighbour, and I desire, to have nothing to do with him:
ama kasasıyla böbürlendiğine göre, küstahlığının bedelini ödeyecek:
but as he is purse-proud, he shall pay for his insolence:
beş sterlin fakir köylülere versin, ben de davamı geri çekerim;
let him give five pounds to the poor of the parish, and I will withdraw my action;
bu arada Prig'e işlemleri durdurmasını söyleyebilirsiniz.
and in the mean time you may tell Prig to stop proceedings.
Morgan'ın dul eşine Alderney ineğini ve çocuklarını giydirmek için kırk şilin verin:
Let Morgan's widow have the Alderney cow, and forty shillings to clothe her children:
ama bu meseleyi hiç kimseye tek kelime etmeyin--gücü yettiğinde bana geri ödettirim.
but don't say a syllable of the matter to any living soul--I'll make her pay when she is able.
Tüm çekmecelerimi kilitlemenizi ve anahtarları toplantıya kadar saklamanızı istiyorum;
I desire you will lock up all my drawers, and keep the keys till meeting;
ve belgelerimin bulunduğu demir sandığı kendi gözetiminize almanızdan emin olun.
and be sure you take the iron chest with my papers into your own custody.
Tüm bu zahmeti bağışlayın,
Forgive all this trouble from,
Sevgili Lewis, Sevgin M. BRAMBLE. GLOUCESTER, 2 Nisan.
Dear Lewis, Your affectionate M. BRAMBLE GLOUCESTER, April 2.
Brambleton-hall'daki ev idarecisi Bayan GWYLLIM'e.
To Mrs GWYLLIM, house-keeper at Brambleton-hall.
Vocabulary
- want
- Bir şeye sahip olmayı veya yapmayı istemek.
- none
- Hiçbiri; sıfır miktarda veya sayıda olan.
- submissions
- Bir otoriteye sunulan belgeler veya teklifler.
- neither
- İki şeyden hiçbirini ifade eden bağlaç veya zamir.
- Para veya bir şeyi gizlice almak; cebe indirmek.
- fellow
- Belirli bir adam veya kişiyi tanımlamak için kullanılır.
- neighbour
- Yakın çevrede yaşayan komşu kişi.
- desire
- Bir şeye karşı güçlü istek veya arzu duymak.
- purse-proud
- Zenginliğiyle övünen, parasıyla kendini beğenmiş kişi.
- shall
- Gelecek zaman veya kesin niyet bildiren yardımcı fiil.
- insolence
- Saygısızlık; küstah ve edepsizce davranış biçimi.
- pounds
- İngiliz para birimi; sterlin.
- parish
- Kiliseye bağlı yerel yönetim birimi; cemaat bölgesi.
- withdraw
- Bir şeyi geri çekmek; vazgeçmek veya iptal etmek.
- action
- Hukuki dava; mahkemede açılan yasal işlem.
- mean
- 'Mean time' ifadesinde bu arada, bu süre içinde.
- Prig
- Kendini beğenmiş, ahlakçı davranan kişi; özel isim.
- proceedings
- Hukuki işlemler; yargısal süreç adımları.
- widow
- Eşi ölmüş kadın; dul kadın.
- shillings
- Eski İngiliz para birimi; yirmi şilin bir sterline eşit.
- clothe
- Birine giysi giydirmek veya kıyafet sağlamak.
- syllable
- Hece; bir sözcüğün en küçük ses birimi.
- matter
- Konu veya mesele; bir durum hakkındaki mesele.
- soul
- Ruh; burada 'hiç kimse' anlamında kullanılır.
- able
- Bir şeyi yapabilme kapasitesine veya gücüne sahip.
- lock
- Kilitle kapatmak; anahtar veya kilityle güvence altına almak.
- drawers
- Çekmece; mobilya içindeki çekilip açılan bölme.
- till
- Bir zamana kadar; belirli bir noktaya dek.
- meeting
- Toplantı; insanların bir araya geldiği buluşma.
- iron
- Demir; sağlam metalden yapılmış olan.
- chest
- Sandık; değerli eşyaların saklandığı kilitli kutu.
- custody
- Bir şeyin veya kişinin sorumlu bakımı; gözetim.
- Forgive
- Affetmek; birinin hatasını bağışlamak.
- trouble
- Zahmet; birinin yaşattığı güçlük veya sorun.
- affectionate
- Sevgi dolu; içten ve sıcak duygular besleyen.
- house-keeper
- Evin günlük işlerini yöneten kadın hizmetçi.
Unlock audio playback, vocabulary games, and reading progress tracking.
Create free account →