The Importance of Being Earnest: A Trivial Comedy for Serious People — Page 7
Tanrı aşkına sigaralığımı geri ver bana. [Algernon'u odanın etrafında takip eder.]
For Heaven's sake give me back my cigarette case. [Follows Algernon round the room.]
ALGERNON.
ALGERNON.
Evet. Ama teyen neden seni amcası olarak çağırıyor? 'Sevgili Amca Jack'ine en derin sevgileriyle, küçük Cecily'den.' Bir teyzanın küçük bir teyze olmasına itirazım yok, kabul ediyorum; ama bir teyze, boyu ne olursa olsun, neden öz yeğenini amcası olarak çağırsın ki, bunu tam anlayamıyorum. Üstelik senin adın hiç de Jack değil; Ernest.
Yes. But why does your aunt call you her uncle? 'From little Cecily, with her fondest love to her dear Uncle Jack.' There is no objection, I admit, to an aunt being a small aunt, but why an aunt, no matter what her size may be, should call her own nephew her uncle, I can't quite make out. Besides, your name isn't Jack at all; it is Ernest.
JACK.
JACK.
Ernest değil; Jack.
It isn't Ernest; it's Jack.
ALGERNON.
ALGERNON.
Bana hep Ernest olduğunu söyledin. Seni herkese Ernest olarak tanıttım. Ernest adına cevap veriyorsun. Ernest adında biri gibi görünüyorsun. Hayatımda gördüğüm en ciddi görünümlü kişisin. Adının Ernest olmadığını söylemen son derece saçma. Kartlarında yazıyor. İşte bunlardan biri. [Kutudan çıkarır.] 'Bay Ernest Worthing, B. 4, The Albany.' Bunu, adının Ernest olduğunun kanıtı olarak saklayacağım; eğer bana, Gwendolen'e ya da başka birine bunu inkâr etmeye kalkışırsan. [Kartı cebine koyar.]
You have always told me it was Ernest. I have introduced you to every one as Ernest. You answer to the name of Ernest. You look as if your name was Ernest. You are the most earnest-looking person I ever saw in my life. It is perfectly absurd your saying that your name isn't Ernest. It's on your cards. Here is one of them. [Taking it from case.] 'Mr. Ernest Worthing, B. 4, The Albany.' I'll keep this as a proof that your name is Ernest if ever you attempt to deny it to me, or to Gwendolen, or to any one else. [Puts the card in his pocket.]
JACK.
JACK.
Şey, şehirde adım Ernest, kırda ise Jack; ve sigaralık bana kırda verildi.
Well, my name is Ernest in town and Jack in the country, and the cigarette case was given to me in the country.
ALGERNON.
ALGERNON.
Vocabulary
- Heaven
- Cennet; mutluluk ve huzurun yaşandığı yer.
- sake
- Bir amaç veya kişi uğruna yapılan şey.
- cigarette
- Tütünden yapılmış ince silindirik içilecek ürün.
- case
- Küçük eşyaları saklamak için kullanılan kutu veya kılıf.
- Follows
- Birisinin ardından gitmek veya takip etmek.
- round
- Bir şeyin etrafında dönerek hareket etmek.
- aunt
- Annenin veya babanın kız kardeşi; teyze veya hala.
- uncle
- Annenin veya babanın erkek kardeşi; amca veya dayı.
- fondest
- En derin sevgi ve şefkati ifade eden sıfat.
- dear
- Sevilen veya değer verilen kişiye hitap sözcüğü.
- objection
- Bir şeye karşı çıkma veya itiraz etme durumu.
- admit
- Bir gerçeği kabul etmek veya itiraf etmek.
- matter
- Önem taşıyan konu veya mesele.
- size
- Bir şeyin büyüklüğünü veya boyutunu ifade eder.
- may
- Olasılık veya izin belirtmek için kullanılan yardımcı fiil.
- should
- Bir şeyin yapılması gerektiğini belirten yardımcı fiil.
- own
- Kendine ait olan şeye sahip olmak.
- nephew
- Erkek kardeşin veya kız kardeşin oğlu; yeğen.
- quite
- Tam olarak veya oldukça anlamını güçlendiren zarf.
- Besides
- Bunun yanı sıra; ek bir bilgi eklemek için kullanılır.
- always
- Her zaman, sürekli olarak gerçekleşen durumu belirtir.
- introduced
- Birini başkasıyla tanıştırmış veya tanıtılmış olmak.
- answer
- Bir soruya verilen cevap veya yanıt.
- earnest-looking
- Ciddi ve samimi görünen bir görünüşe sahip olan.
- perfectly
- Tamamen ve eksiksiz bir biçimde; mükemmel şekilde.
- absurd
- Saçma, mantıksız veya gülünç olan durum ya da fikir.
- cards
- Üzerinde bilgi yazılı küçük dikdörtgen kart parçaları.
- keep
- Bir şeyi saklamak veya elinde tutmak.
- proof
- Bir şeyin doğruluğunu gösteren kanıt veya delil.
- attempt
- Bir şeyi yapmaya çalışmak; girişim veya deneme.
- deny
- Bir şeyi reddetmek veya kabul etmemek.
- else
- Başka bir şey veya kişiyi ifade eden sözcük.
- card
- Bilgi veya kimlik taşıyan küçük dikdörtgen karton parça.
- Giysinin üzerinde küçük eşya saklamaya yarayan cep.
- town
- Şehirden küçük, köyden büyük yerleşim yeri; kasaba.
- country
- Kırsal alan veya bağımsız bir ülke anlamına gelir.
Unlock audio playback, vocabulary games, and reading progress tracking.
Create free account →