The Picture of Dorian Gray — Page 7
"Doğal olmak sadece bir pozdur ve bildiğim en sinir bozucu pozdur," diye bağırdı Lord Henry, gülerek;
"Being natural is simply a pose, and the most irritating pose I know," cried Lord Henry, laughing;
ve iki genç adam birlikte bahçeye çıktılar ve uzun boylu bir defne çalısının gölgesinde duran uzun bir bambu bankına yerleştiler.
and the two young men went out into the garden together and ensconced themselves on a long bamboo seat that stood in the shade of a tall laurel bush.
Güneş ışığı cilalı yaprakların üzerinden süzüldü.
The sunlight slipped over the polished leaves.
Çimlerin üzerinde beyaz papatyalar titriyordu.
In the grass, white daisies were tremulous.
Bir süre sessizlikten sonra Lord Henry saatini çıkardı.
After a pause, Lord Henry pulled out his watch.
"Gitmem gerektiğinden korkarım, Basil," diye mırıldandı, "ve gitmeden önce, bir süre önce sana sorduğum soruyu cevaplamanı istiyorum."
"I am afraid I must be going, Basil," he murmured, "and before I go, I insist on your answering a question I put to you some time ago."
"Bu nedir?" dedi ressam, gözlerini yere dikmiş halde.
"What is that?" said the painter, keeping his eyes fixed on the ground.
"Gayet iyi biliyorsun."
"You know quite well."
"Bilmiyorum, Harry."
"I do not, Harry."
"Pekâlâ, sana ne olduğunu söyleyeyim.
"Well, I will tell you what it is.
Dorian Gray'in resmini neden sergilemeyeceğini bana açıklamanı istiyorum.
I want you to explain to me why you won't exhibit Dorian Gray's picture.
Gerçek nedeni istiyorum."
I want the real reason."
"Sana gerçek nedeni söyledim."
"I told you the real reason."
"Hayır, söylemedin.
"No, you did not.
İçinde çok fazla kendin olduğu için dediğin. Şimdi, bu çocukça."
You said it was because there was too much of yourself in it. Now, that is childish."
"Harry," dedi Basil Hallward, yüzüne doğrudan bakarak, "his duyguyla yapılan her portre, modelin değil, sanatçının portresidur.
"Harry," said Basil Hallward, looking him straight in the face, "every portrait that is painted with feeling is a portrait of the artist, not of the sitter.
Model yalnızca bir rastlantıdır, bir vesiledir.
The sitter is merely the accident, the occasion.
Ressam tarafından ortaya çıkarılan o değildir; aksine, renkli tuval üzerinde kendini ortaya koyan ressamin ta kendisidir.
It is not he who is revealed by the painter; it is rather the painter who, on the coloured canvas, reveals himself.
Vocabulary
- Being
- Var olmak; bir şeyin varlık durumu.
- natural
- Doğal, yapay olmayan, olağan olan şey.
- simply
- Sadece, yalnızca, kolayca anlamına gelir.
- pose
- Sahte bir tavır takınmak veya poz vermek.
- irritating
- Sinir bozucu, rahatsız edici, can sıkıcı.
- cried
- Yüksek sesle konuştu veya bağırdı.
- Lord
- İngiliz soylu unvanı; lord, efendi anlamında.
- laughing
- Gülen, kahkaha atan kişiyi tanımlar.
- garden
- Çiçek veya bitkilerin yetiştirildiği bahçe.
- ensconced
- Rahatça yerleşmiş, kendini güvenle kurmuş.
- bamboo
- Tropikal bölgelerde yetişen sert bambu bitkisi.
- seat
- Üzerine oturulan koltuk veya bank.
- shade
- Güneş ışığının engellenmesiyle oluşan gölge.
- laurel
- Defne ağacı; parlak yapraklı bir bitki türü.
- bush
- Küçük, çalı biçimindeki bir bitki.
- sunlight
- Güneşten gelen ışık, güneş aydınlığı.
- slipped
- Yavaşça kaydı veya fark edilmeden geçti.
- polished
- Parlatılmış, parlak ve düzgün bir yüzeye sahip.
- daisies
- Beyaz yapraklı küçük çiçekler; papatyalar.
- tremulous
- Titreyen, hafifçe sallanan, kırılgan görünen.
- pause
- Kısa bir duraklama, ara verme anı.
- afraid
- Korkan veya endişeli olan kişiyi tanımlar.
- murmured
- Alçak sesle, mırıldanarak konuştu.
- insist
- Israr etmek, bir şeyde kararlılıkla durmak.
- painter
- Resim yapan sanatçı, ressam kişi.
- fixed
- Bir yere sabitlenmiş, kımıldamadan bakan.
- exhibit
- Bir eseri halka sergilemek, teşhir etmek.
- reason
- Bir eylemin veya düşüncenin nedeni, gerekçesi.
- childish
- Çocuksu, olgunlaşmamış, saçma davranan.
- straight
- Doğrudan, düz, eğilmeden bakan.
- portrait
- Bir kişinin yüzünü gösteren resim veya tablo.
- feeling
- Duygu, his, içsel bir his durumu.
- artist
- Sanat eseri üreten yaratıcı kişi, sanatçı.
- sitter
- Portresi çizilmek için oturan model kişi.
- merely
- Yalnızca, sadece, başka bir şey olmaksızın.
- accident
- Tesadüf, kasıtsız olan rastlantısal durum.
- occasion
- Vesile, fırsat veya özel bir zaman dilimi.
- revealed
- Gizli bir şeyi ortaya çıkardı, açığa vurdu.
- canvas
- Ressam tuval bezi, üzerine resim yapılan yüzey.
- reveals
- Gizli bir şeyi açığa çıkarır, gösterir.
Unlock audio playback, vocabulary games, and reading progress tracking.
Create free account →