The strange case of Dr. Jekyll and Mr. Hyde — Page 10
Birinci katta avluya bakan üç pencere var; altta hiç yok; pencereler her zaman kapalı ama temizler.
There are three windows looking on the court on the first floor; none below; the windows are always shut but they're clean.
Bir de genellikle tüten bir baca var; dolayısıyla orada biri yaşıyor olmalı.
And then there is a chimney which is generally smoking; so somebody must live there.
Yine de bu o kadar kesin değil; çünkü avlunun çevresindeki binalar birbirine o kadar sıkışık ki, birinin nerede bitip diğerinin nerede başladığını söylemek güç.
And yet it's not so sure; for the buildings are so packed together about the court, that it's hard to say where one ends and another begins.
İkili bir süre daha sessizce yürüdü; sonra Bay Utterson, "Enfield," dedi, "bu senin iyi bir kuralın."
The pair walked on again for a while in silence; and then "Enfield," said Mr. Utterson, "that's a good rule of yours."
"Evet, öyle olduğunu düşünüyorum," diye yanıtladı Enfield.
"Yes, I think it is," returned Enfield.
"Ama buna karşın," diye sürdürdü avukat, "sormak istediğim bir nokta var. O çocuğun üzerinden yürüyen adamın adını sormak istiyorum."
"But for all that," continued the lawyer, "there's one point I want to ask. I want to ask the name of that man who walked over the child."
"Şey," dedi Bay Enfield, "bunun ne zararı olabileceğini göremiyorum. Hyde adında bir adamdı."
"Well," said Mr. Enfield, "I can't see what harm it would do. It was a man of the name of Hyde."
"Hm," dedi Bay Utterson. "Görünüş olarak nasıl biri?"
"Hm," said Mr. Utterson. "What sort of a man is he to see?"
"Tarif etmesi kolay değil. Görünüşünde yanlış bir şeyler var; tatsız bir şey, açıkça iğrenç bir şey.
"He is not easy to describe. There is something wrong with his appearance; something displeasing, something down-right detestable.
Hiç bu kadar sevmediğim bir adam görmedim, yine de neden sevmediğimi pek bilemiyorum.
I never saw a man I so disliked, and yet I scarce know why.
Bir yerinde sakatlık olmalı; güçlü bir çarpıklık hissi veriyor, her ne kadar tam olarak nedenini belirtemesem de.
He must be deformed somewhere; he gives a strong feeling of deformity, although I couldn't specify the point.
Alışılmadık görünümlü bir adam, yine de gerçekten olağandışı hiçbir şey sayamıyorum.
He's an extraordinary looking man, and yet I really can name nothing out of the way.
Hayır efendim; hiçbir şey yapamıyorum bu konuda; onu tarif edemiyorum.
No, sir; I can make no hand of it; I can't describe him.
Vocabulary
- court
- Binaların çevrelediği açık avlu ya da alan.
- none
- Hiçbiri; sıfır miktarı ifade eden kelime.
- shut
- Kapalı olan; kapanmış durumda.
- chimney
- Dumanı dışarı ileten baca yapısı.
- generally
- Genellikle, çoğunlukla.
- smoking
- Duman çıkaran; sigara içme eylemi.
- yet
- Henüz, bununla birlikte; zıtlık ya da zaman belirtir.
- packed
- Birbirine sıkışmış, kalabalık bir şekilde bir araya gelmiş.
- pair
- İki kişi veya nesne; bir çift.
- silence
- Sessizlik, ses çıkarmama durumu.
- rule
- Kural, ilke; uyulması gereken düzenleme.
- returned
- Geri döndü; burada 'cevap verdi' anlamında.
- continued
- Devam etti; bir şeyi sürdürmek.
- lawyer
- Hukuk alanında çalışan meslek insanı, avukat.
- point
- Konu, mesele; bir şeyin özü.
- harm
- Zarar, hasar; birini ya da bir şeyi olumsuz etkilemek.
- sort
- Tür, çeşit; bir şeyin kategorisi.
- describe
- Tarif etmek, bir şeyi kelimelerle anlatmak.
- appearance
- Görünüş, dış görünüm; birinin nasıl göründüğü.
- displeasing
- Rahatsız edici, hoş olmayan, tatsız.
- down-right
- Açıkça, kesinlikle; tam anlamıyla, tartışmasız biçimde.
- detestable
- İğrenç, nefret uyandıran, tiksinç.
- disliked
- Hoşlanmamak; birinden nefret etmek.
- scarce
- Zor; burada 'güçlükle, zar zor' anlamında kullanılmış.
- deformed
- Fiziksel olarak bozulmuş, şekli anormal olan.
- somewhere
- Bir yerde, belirsiz bir noktada.
- feeling
- His, duygu; içsel bir algı veya duyum.
- deformity
- Vücut şeklinin bozukluğu, fiziksel çarpıklık.
- although
- Her ne kadar, -e rağmen; karşıtlık bağlacı.
- specify
- Belirtmek, tam olarak tanımlamak veya açıklamak.
- extraordinary
- Olağanüstü, sıradan dışında olan, çok özel.
- way
- Yol, yöntem; burada 'sıradan' anlamında kullanılmış.
- sir
- Efendim; saygı gösteren hitap kelimesi.
- hand
- El; burada 'bir şeyi tarif etme becerisi' anlamında.
Unlock audio playback, vocabulary games, and reading progress tracking.
Create free account →